Türkiye'de Genç İşsizliği Etkileyen Faktörler
16.08.21
TÜRKİYE’DE GENÇ İŞSİZLİĞİ ETKİLEYEN
FAKTÖRLER
Mustafa ADIGÜZEL
Özet
İşsizlik tüm ekonomilerin karşılaştığı en
büyük sorunlardan biridir. Genç işsizlik ise, işsizliğin çözümünde ayrıca ele
alınması gereken bir problemdir. Bir ekonomide genç işsizlik sorununu ortaya
çıkaran beş temel faktör vardır. Bunlar ekonomik konjonktür, demografik yapı,
eğitim sistemi, ücret politikaları ve vasıf uyuşmazlığı olarak sıralanmaktadır.
Çalışmada Türkiye’deki genç işsizlik sorunun eksik
büyüme kaynaklı olduğu ileri sürülmüştür. Genç işsizliğin durumu incelenmiş ve
genç işsizliğe neden olan faktörler analiz edilmiştir. Buna göre Türkiye’de
işsizlik ve genç işsizliğe neden olan etkenler aynıdır ve aralarındaki
korelasyon katsayısı 0,98’dir. Ekonomik büyüme genç işsizliği önlemede en
önemli faktördür ve genç işsizlikle
arasındaki korelasyon katsayısı -0,57’dir.
Ekonometrik analizde Tüik tarafından alt bölge
olarak kategorize edilen 26 bölge baz alınmıştır. 2008 ile 2018 yılları
arasındaki veriler kullanılarak panel veri yöntemiyle analiz yapılmıştır.
Ampirik sonuçlara göre ihracatın ve inşaat sektörü yatırımlarının genç işsizlik
üzerinde bir etkisi yoktur. Türkiye’deki genç işsizliğin temel sebebi yetersiz
büyümedir. Sanayi üretiminin artması genç işsizliği azaltan sebeplerden
biridir. Yükseköğrenim mezunu sayısının artması ise genç işsizliği artıran bir
sebeptir.
Anahtar Kelimeler: Genç işsizlik,
Yetersiz büyüme, Eğitim sistemi, Panel veri analizi
GİRİŞ
Bir ürünün ortaya
çıkabilmesi için üretim sürecine doğrudan ve dolaylı olarak katkı yapan
faktörlere gereksinim vardır. Doğrudan üretim faktörlerini doğal kaynaklar,
işgücü, sermaye ve teknoloji olarak sıralayabiliriz. Üretim sürecine dolaylı
yoldan katkı sağlayan faktörlere ise beşeri sermaye ve kurumsal yapıyı örnek
verebiliriz (Adıgüzel, 2019:13). Bir
ülkenin ekonomik büyümesi o ülkedeki işgücünün sayısı ve niteliği ile yakından
ilişkilidir. Nüfus hem üretimi sağlayan
hem de tüketim ve bölüşüm süreçlerinde en aktif rolü alan üretim faktörüdür.
(Taban, 2013:275)
Ekonomik sistem tüm
üretim faktörlerinden tam olarak yararlanıldığı durumda tam kapasitededir. İşgücü
açısından değerlendirildiğinde ise, cari ücret düzeyinden çalışmak isteyen
herkesin iş bulabildiği durum tam istihdam olarak tanımlanmaktadır. Gerçek
hayatta ekonomide belli bir miktar işsizliğin kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Doğal
işsizlik oranı olarak adlandırılan bu oran ülkeden ülkeye değişmektedir (Unay,
2001:345). İşsizlik oranının doğal işsizlik oranından büyük olduğu durumda ise işsizlik
sorunu oluşur.
İşsizlik, üretim
faktörlerinden birinden yeterince faydalanamamaktır. Bir başka ifadeyle
işsizlik, çalışmak isteyen işgücünün çalışma koşullarına sahip olmaması veya
çalışabilecek durumda olan kişilerin çalışmayı istememesidir (Bozdağlıoğlu,
2008:47). Tüik’e göre istihdam durumunda bulunmayan kişilerden son dört hafta
içerisinde iş arama kanallarından en az birisine başvuru yapmış ve iki hafta
içerisinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ile 65 yaş arasındaki kişiler
işsizdir.
İşsizlik ülkelerin
karşılaştığı en büyük ekonomik sorunlardan biridir. Özellikle teknolojinin çok
hızlı gelişmesi mal ve hizmet üretim süreçlerinde çok hızlı değişimlere neden
olmaktadır. İşgücünün bu değişimlere hızlı ayak uyduramaması ve nüfus artışı
yeterli iş yaratmayı zorlaştırmıştır (Güney, 2010:239). İşsizlik sadece Türkiye’ye özgü bir sorun
değildir. Dünyadaki bütün ekonomiler bu sorunu çözmek için uğraşmaktadır.
İşsizlik sorunu
içerisinde genç işsizlik ayrıca incelenmesi gereken bir alandır. Birleşmiş
Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü 15-24 arası kişileri genç olarak
tanımlamaktadır. Bu yaş grubundaki işgücünün istihdam edilememesi ise genç
işsizlik sorununu oluşturmaktadır. Gençlerin tecrübe eksikliği, piyasada
istenilen niteliklere sahip olmaması gibi etmenler genç işsizliği artırmaktadır
(Erdayı, 2009:134).
İşgücüne dahil olma
bireyin sosyal hayatını en çok etkileyen olgudur. “Çalışma hakkı” bireye ait en
önemli toplumsal haklardan biridir. Bu hakkı kullanacak ortamın oluşması başta
devlet olmak üzere, toplumu oluşturan tüm unsurlara ait bir yükümlülüktür. Avrupa
Birliği ülkeleri, en önemli ekonomik sorunlardan biri olan işsizliğin çözümü
için; uzun dönemli işsizlikle birlikte, genç işsizliği önlemeyi de temel
politika haline getirmişlerdir (Gündoğan, 1999:64).
Mevcut koşullarda
Covid-19 salgını sebebiyle tüm dünyada işsizlik en önemli ekonomik sorun haline
gelmiştir. Başta ABD ve Avrupa Ülkeleri olmak üzere tüm ekonomilerin en
öncelikli sorunu salgının yarattığı işsizlik ve gelirsizlik sorununu
gidermektir. Bu denli büyük bir yapısal kırılmanın (anlamlı) ekonometrik analiz
yapmayı zorlaştıracağı kanaatine varılmış ve bu nedenle pandemi öncesi dönem
incelenmiştir. Çalışmada genç işsizliğin nedenleri ve Türkiye’de genç
işsizliğin yapısı incelenecektir. Türkiye’nin 26 farklı bölgesindeki genç
işsizliğin ekonomik büyüme, dış ticaret, sanayi üretimi, inşaat sektörünün
durumu ve eğitim durumu ile ilişkisi panel veri yöntemiyle analiz edilecektir.
1. Genç İşsizliğin
Nedenleri ve Sonuçları
İşsizlik birçok farklı unsura
göre kategorize edilebilir ancak çalışmada işsizliğin gönüllü olup olmamasına
göre sınıflandırılmıştır. İşsizlik türleri açık ve gizli işsizlik, iradi ve
iradi olmayan işsizlik, friksiyonel işsizlik, yapısal işsizlik ve devrevi
işsizlik olarak sıralanabilir.
Açık-Gizli İşsizlik: Açık
işsizlik, bir kişinin para kazanmak ve geçimini temin etmek için herhangi bir
yerde çalışmamasıdır. Gizli işsizlik ise, bir kişinin açık bir şekilde işsiz
olarak görünmemesine rağmen üretime katkısının olmamasıdır (Yıldırım ve
diğerleri, 2019:404). Bir işyerinde belli sayıda işgücü azalmasına rağmen
üretimde bir azalma olmuyorsa o işyerinde gizli işsizlik söz konusudur.
İradi ve Gayriiradi
İşsizlik: Bir işçi cari ücret düzeyinden çalışmayı reddettiği durumda gönüllü
olarak işsiz kabul edilir. İşsizliğin nedeni kişinin kendi seçimlerinden
kaynaklanmıyorsa irade dışı işsizlik söz konusudur. İş arayışında bulunan
kişiler daha düşük ücret düzeyine razı olmalarına rağmen iş bulamamaktadırlar. Birey
için reddettiği ücretin faydası, boş vakit olarak geçireceği sürenin
faydasından daha azdır. İrade dışı işsizlikte ise piyasada oluşan ücret kabul
edilmesine rağmen iş bulunamamaktadır. Bu durumun nedeni piyasadaki iş
sayısının, işgücü sayısından daha az olmasıdır (Yıldırım ve diğerleri, 2019:405).
Friksiyonel İşsizlik: İşgücü
piyasasındaki hareketlilikten kaynaklanan, emek arz ve talebinin dengede olduğu
durumlarda bile oluşan işsizlik türüdür (Zaim, 1997:179).
Yapısal İşsizlik: İşgücünün
gerek nitelik gerekse coğrafi bakımdan talep değişimlerine ve teknolojik
gelişmelere anında uyum sağlayamamasından kaynaklanan işsizlik türüdür. Diğer
bir adı uyumsuzluk (mismatch) işsizliği olan yapısal işsizliğin, tıpkı geçici
işsizlik gibi ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ancak işgücünün gelişen
teknolojiye göre yeni beceriler kazanması sağlanarak etkileri hafifletilebilir
(Ünsal, 2007:92).
Devrevi İşsizlik:
Konjonktürel ve mevsimlik işsizlik olmak üzere iki türü vardır. Tarım gibi
sektörlerde iktisadi faaliyetler yılın bir döneminde fazla bir döneminde azdır.
Faaliyetlerin az olduğu dönemde ortaya mevsimlik işsizlik çıkar. Ekonominin
daralma ve genişleme dönemlerinde işgücü talebi farklıdır. Daralma döneminde
ortaya çıkan işsizlik türü konjonktürel işsizlik olarak adlandırılır (Yıldırım
ve diğerleri, 2019:407).
1.a. Genç İşsizliğin
Nedenleri
15-24 yaş aralığında
olan kişilerden cari ücret düzeyinde iş arayıp bulamayan kişilerin genç işsiz
olarak tanımlanmıştı. Freeman (1979) genç işsizliği açıklamada talep odaklı ve
arz odaklı iki karşıt görüş olduğunu öne sürmüştür. Talep görüşüne göre
kümelenmiş ekonomik yapılar genç nüfus için iş kıstı oluşmaktadır. Asgari
ücretler nedeniyle düşük nitelikli işlerin sayısı azalır. Geçici ve yüksek
ücretli işler gençleri cezbeder. İşverenlerin tecrübeli çalışan istemesi genç
istihdama olan talebi azaltır. Ayrıca gençler kayıt dışı işlerden daha yüksek
gelir sağlamaktadır. Arz yönlü görüşe göre genç çalışanlar istikrarlı değildir
ve cari ücret seviyesi nedeniyle çalışmamayı tercih ederler. Gençler işin gerektirdiği
eğitim ve nitelikten yoksundur. Ayrıca nüfus artışı yaratılan iş miktarından
çok fazladır.
Genç işsizliğin
nedenlerini mikro ve makro nedenler olarak iki kısımda inceleyebiliriz. Gençlerin
çalışma tercihleri, ilk kez işbaşı yapacak olanların beklentileri, etnik köken
ve kişisel yetenek gibi bazı özellikler mikro nedenleri oluşturur. (Murat ve
Şahin, 2011a:54). Makro sebeplere ise eksik büyüme, yetersiz eğitim ve mobilite
gibi örnekler verebiliriz (Taşcı ve Darıcı, 2009:140).
1.a.1. Ekonomik Büyüme
Genç nüfus bir ülkenin
en verimli ve en hareketli nüfus grubunu oluşturur. Bu nedenle genç işsizlik
önemli bir potansiyel kaybı ve beşeri sermayenin boşa gitmesi anlamına gelir.
Ve tabi ki bu durum ekonomiyi olumsuz etkiler (Erdayı, 2009:135). Schmitt
(2012)’e göre, işsizlik süresinin uzaması bir müddet sonra yoksulluk yaratır. İşsiz
bireylerde boşanma oranlarının, psikolojik rahatsızlıkların daha yüksek olduğu
görülmüştür ve süre uzadıkça karşılaşılan olumsuzlukların şiddeti de artmaktadır.
Keynes’e göre; işsizlik
piyasa ekonomisinin doğasında vardır ve tam istihdama ancak istisna durumunda
ulaşılır çünkü bu sorunun nedeni ekonomide oluşan talep yetersizliğidir. Toplam
talepte oluşan düşüş bir süre sonra üretimde azalma meydana getirecek ve
nihayetinde işgücü talebinde bir azalma oluşacaktır fakat bu azalma genç
işsizlikte daha yüksek oranlarda yaşanmaktadır (Murat ve Şahin, 2011a:44).
Ekonomik konjonktür
genç işsizliği etkileyen bir başka unsurdur. Gençler işgücü piyasasının yeni
üyeleridir ve deneyimleri görece daha azdır. Ekonominin daralma döneminde
işsizlik oranları artarken genç işsizlik oranları daha fazla artmaktadır. Bunun
nedeni piyasadaki işsiz sayısının fazla olması ve işverenin daha nitelikli
eleman çalıştırmayı tercih etmesidir. Bu durumda becerisi ve niteliği genelde
daha az olan genç işgücünün işsiz kalması daha muhtemeldir (Öztürk, 2012:48).
Türkiye’de 2004 ile
2018 yılları arasında büyüme ve genç işsizliğe ait veriler şekil 1 de
gösterilmiştir. Bu iki veri arasındaki korelasyon katsayısı -0,57 olarak
hesaplanmıştır. Ve bu katsayı iki değişken arasında orta düzeyde bir ilişki
olduğunu ortaya koymaktadır.
Şekil 1. Büyüme ve Genç İşsizlik
Kaynak: Tüik işgücü ve GSYH
istatistikleri (www.tüik.gov.tr erişim tarihi: 16.04.2020)
1.a.2. Demografik
Yapı
Demografik yapı ile
işsizlik arasındaki ilişki literatürde hep incelenmiş, özellikle cinsiyet ve
yaş çok çalışılmıştır. Türkiye gibi gelişen ekonomilerde ortalama ömür daha
kısa ve doğum oranları daha yüksek olduğu için geniş bir genç işgücü vardır
(Murat, 1995: 185).
Genç işsizliğe neden
olan bir diğer demografik unsur yaştır. Gençlerin işverenin aradığı tecrübe ve
niteliğe sahip olmaması tercih edilmeme sebeplerindendir. Ayrıca yüksek öğrenim
gören gençler niteliklerine uygun işlerde çalışmayı isterler ve niteliklerine
uymayan işlerde çalışmaktansa iş aramayı tercih ederler.
Şekil 2. İşsizlik ve Genç İşsizlik
Oranları
Kaynak: Tüik işgücü
statistikleri (www.tüik.gov.tr
erişim tarihi: 16.04.2020)
Sonuç olarak gençler
hem belirli yetkinliğe ulaşamadığı hem de sadece teorik bilgiye sahip olduğu
için iş bulma sorunu yaşamaktadır (Murat, 1995:187).
Şekil 2’de Türkiye’de
işsizlik ve genç işsizlik oranları verilmiştir. İki değişken arasındaki
korelasyon katsayısı 0,98’dir. Bu kadar güçlü bir katsayı her iki değişkenin de
aynı parametrelere bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Fakat 16 yıllık işsizlik
oranının ortalaması %10,88 iken genç işsizlikte bu oran %20,26’dır. Bu durum
yaş faktörünün istihdamda önemli bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır.
Şekil 3. Genç İşsizlikte Erkek ve Kadınlar Arasındaki Fark
Kaynak:
Tüik işgücü istatistikleri (www.tüik.gov.tr
erişim tarihi: 16.04.2020)
Şekil 3’te erkek ve
kadın genç işsizlik oranları gösterilmiştir. 2004 ile 2009 yılları arası
cinsiyet eşitsizliğinin daha az olduğu bir dönemdir, hatta 2009 yılında erkek
işsizlik oranı kadın işsizliğinden daha fazladır. 16 yıllık ortalamada ise kadın
işsizlik oranı %22,67 iken erkek işsizliğinde bu rakam %18,95’tir. Şekil 3’te
de görüldüğü üzere genç işsizlik oranları cinsiyet açısından incelendiğinde
kadınların işsizlik oranı daha yüksektir.
1.a.3. Eğitim
Sistemi
Genel olarak genç
nüfusun eğitim alma amaçlarından birisi, yaşamın gelecek aşamalarında
beklentilerini karşılayacak bir iş sahibi olmaktır. Bu nedenle alınacak
eğitimin niteliği çok önemlidir. Eğitim sisteminin kalitesi sadece bireyler
için değil ülke için de çok önemlidir. Eğitim sisteminin kalitesi arttıkça bilgi
ve beceri de o denli artmakta, bu artışta işgücünün ekonomik performansını ve ülkelerin
gelişmişliğini pozitif etkilemektedir (Murat ve Şahin, 2011b:23).
Ülkemizde 15-24 yaş
arası işgücünde oluşan istihdam kaybını önlemek amacıyla Avrupa Birliği
programı olan “Avrupa İstihdam Stratejisi” benimsenmiştir. Avrupa Komisyonu,
işsizliğin uzun süreli olması durumunda kalıcı hale geldiğini ve yoksulluk
oluşturduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle genç işsizliği önlemek adına başta
eğitim olmak üzere aktif istihdam politikaları uygulanması gerektiği belirlenmiştir
(Savcı 2007:99).
Şekil 4. Farklı Eğitim
Seviyelerinde İşsizlik Oranları
Kaynak: Tüik işgücü
istatistikleri (www.tüik.gov.tr
erişim tarihi: 16.04.2020)
Sayın (2011)’a göre
Türkiye’de eğitim seviyesinin artması ile genç işsizlik arasında etkin bir
ilişki yoktur. Bu durumun temel sebebi, eğitim seviyesi artmasına rağmen eğitimin
sanayi ve hizmetler gibi iş kollarının ihtiyaç duyduğu içerikten yoksun olması
ve kalite sorunudur. Şekil 4’te 2019 yılının tüm işgücüne ait, farklı eğitim
seviyelerindeki işsizlik oranları verilmiştir. Buna göre işgücüne dahil olan
gruplar arasında okur yazar olmayanlar %9,2 ile en düşük işsizlik oranına sahip
olan gruptur. Bu grubu %13,2 ile lise altı eğitim düzeyine sahip kesim takip
etmektedir. Diğer üç grup içinde ise yüksek öğretim mezunlarının işsizlik oranı
daha düşüktür.
Beşeri sermaye iki
yolla oluşur; bunlardan birincisi nitelikli eğitimken diğeri yaparak öğrenmedir
(Taban ve Kar, 2006:163). Yukarıda bahsedilen ilk iki grubun iş akış
süreçlerinde yaparak öğrendiği bu nedenle işsizlik oranının düşük olduğu tahmin
edilmektedir. Mesleki ve teknik lise mezunlarının diğer lise mezunlarına göre
daha kolay iş bulması, iş kollarının ihtiyaç duyduğu eğitim içeriğine daha
fazla sahip olmasıyla ilişkilidir. Fakat her durumda ortaöğretim ve altı
eğitimde iş akışı süresince yaparak öğrenme metoduyla kazanılan becerinin,
eğitim metoduyla kazanılan beceriden daha nitelikli olduğu ortadadır.
1.a.4. Ücret
Politikaları
Kişinin kendisinin ve
ailesinin gıda, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını insanca gidermesini sağlayacak
minimum ücret asgari ücret olarak tanımlanmaktadır (Eğilmez,2019:46). Asgari
ücret uygulaması genç işsizliğe neden olan bir etmen olarak görülmektedir.
Fakat bu durum yetişkin işgücünün genç işgücü ile kesin bir şekilde ikame
olması durumunda geçerlidir. ABD, İngiltere, Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde
asgari ücret uygulamasının genç istihdamını etkilemediği fakat Fransa’da
istihdamın olumsuz etkilendiğini ortaya koyan çalışmalar yapılmıştır (Karabıyık,
2009: 301).
Yetişkin işgücü ve genç
işgücünün farklı nitelikleri olması durumunda ücret politikaları istihdam kaybı
yaratmaz. Böyle bir durumda iki farklı emek unsuru birbirlerini
tamamlayacakları için hem genç işgücü ücreti hem de yetişkin iş gücü ücreti istihdamı
olumsuz etkilemez (O’Higgins, 1997:20).
1.a.5. Vasıf
Uyuşmazlığı ve İşgücü Piyasasına Giriş
Her ne kadar eğitim
almış ve teorik bilgiyle donanmış olsa da yetişkin işgücününsahip olduğu
uygulama becerilerinden yoksundur. Türkiye gibi ülkelerde, işgücünün büyük
bölümü kurumsal kapasitesi düşük ve imkanları kısıtlı Kobilerde çalışır. Bu
nedenle bu işletmeler yeni personeli eğitmek için çaba harcamak istemezler
(Murat ve Şahin, 2011b:32).
Genç işsizliğin büyük
bölümünü emek piyasasına ilk kez girecek gençler oluşturmaktadır. Bir eğitim
programından yeni mezun olmuş gençlerin piyasa tarafından istenilen niteliklere
sahip olmaması, deneyimsizlik, farklı ücret beklentileri işsizliğe sebep
olmaktadır. Ayrıca rehberlik ve danışmanlık yapması gereken kurumların yetersiz
oluşu sorunun çözümünü güçleştirmektedir (Yentürk ve Başlevent, 2007:10).
2000’li yıllardan
itibaren birçok ülkede, yüksek eğitim almış kişilerin becerilerine uygun iş
üretme sorunu ortaya çıkmıştır. Emek piyasasında oluşan talep yetersizliği
sorunun temelini oluşturmaktadır. Yetersiz talebi aşan eğitimli işgücü arzı
genç işsizliği artırmakta ve gençleri becerilerinin dışındaki işlerde çalışmaya
yöneltmekte ayrıca büyük bir kaynak israfına yol açmaktadır.
1.b. Genç İşsizliğin
Sonuçları
Tüm ülkeler, genç
işgücüne niteliklerine ve beklentilerine uygun iş yaratmakta zorlanmaktadır. Emek
piyasasına başarılı bir giriş yapısı oluşturmak, ekonominin kalkınması ve
gelecekteki refahı için çok önemlidir. Dünyadaki genç işgücü toplam işgücünün
%25’ini oluşturmasına rağmen, toplam işsizliğin %44’ünü genç işsizlik
oluşturmaktadır (Aslantepe, 2007:54).
Genç işsizliğin yol
açtığı sonuçlar ekonomik ve sosyal olarak iki başlıkta değerlendirilmektedir.
1.b.1 Genç
İşsizliğin Ekonomik Sonuçları
Genç işsizlik hem mikro
hem de makro ekonomik sorunlar doğurur. Mikro sorunların başında bireylerin uğradığı
ekonomik kayıplar gelmektedir. İşsizlik süresinin uzaması yoksulluğa, yoksulluk
ise psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Makro olarak iki esas sonuç
ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi üretime katılmayan iş gücü eksik
istihdam ortaya çıkarmakta ve ekonomi potansiyelinin altında kalmaktadır.
İkincisi ise özellikle Türkiye gibi sosyal güvenlik sistemi finansman sorunu
yaşayan ülkelerde prim kaybı ortaya çıkmaktadır (Taşçı ve Darıcı, 2009:140).
Genç işsizliğin
maliyeti oldukça yüksektir. Gençlerin nitelikli bir şekilde yetişebilmesi için
eğitime büyük harcamalar yapılmaktadır. TÜİK 2019 işgücü istatistiklerine göre
15-24 yaş arasındaki yüksek öğrenim mezunu gençlerin %26,2’si istihdamda ya da
eğitimde yer almamaktadır. Eğitim süreçlerini tamamlayan bu bireylerin işgücüne
katılamaması kaynakların önemli bir kısmının israfı anlamına gelmektedir. Ayrıca işsizler aileleri tarafından finanse
edilmekte bu sebeple de hane halkı tasarrufları düşük seviyelerde kalmaktadır
(Pirler, 2007:148).
1.b.2. Genç
İşsizliğin Sosyal Sonuçları
Genç işsizliğin uzun
süreli hale gelmesi bireylerde birçok psikolojik sorunlara neden olur. Bu sorunları şu şekilde sıralayabiliriz
(Güler, 2006:370).
Ø
Özgüven
kaybı.
Ø
Yetkinlik
kaybı.
Ø
Hayattan
sıkılma.
Ø
Depresyona
meyil.
Ø
Stres
düzeyinde artış.
Ø
Sosyal
uyumsuzluk.
Ø
Sağlık
sorunları.
Ø
Toplumdan
kopukluk ve içe kapanma.
Ø
Özsaygının
yitirilmesi.
Ø
İntihara
meyil.
Yaşanması muhtemel bu
psikolojik sorunlar toplumsal bir soruna dönüşmektedir. Bunların başında iş
aramaktan vazgeçme yer alır (Pirler, 2007:148). TÜİK 2019 işgücü istatistiklerine göre 15-24
yaş arasındaki gençlerin %26’sı ne okulda ne de iş hayatındadır.
Yaşanan işsizlik süreci
gençlerin toplumsal yaşama katılmasını engeller. İş hayatına dahil olmak aynı
zamanda bir statü elde etmek demektir. Bir başka deyişle işsizlik sonucunda
gençler sadece maddi bir gelirden yoksun kalmaz, aynı zamanda iş hayatında edineceği
deneyimlerin kendisine kazandıracağı sosyal hayattan da mahrum kalır (Gündoğan,
1999:70). Ayrıca işsiz kalınan sürenin uzaması madde kullanımının ve intihar
oranlarının yükselmesine sebep olabilmektedir (Güler, 2006:376).
2. Türkiye’de Genç
İşsizliğin Durumu
Genç işsizlik sadece ülkemiz
için değil dünyadaki tüm ülkeler için önemli bir ekonomik sorundur. Aşağıdaki
tabloda Litvanya ve Letonya hariç OECD ülkelerinin işsizlik ve genç işsizlik
oranları verilmiştir.
Tablodaki verilere göre
Türkiye OECD ülkeleri arasında en fazla genç işsizliğe sahip 5. ülke iken, en
fazla işsizliğe sahip 4. ülkedir. Bazı
ülkelerde işsizlik ve genç işsizlik oranları paraleldir. Bu ülkelerin genç
işsizlik oranı işsizlik oranına bölündüğünde daha düşük oranlar çıkmaktadır.
Örneğin Japonya’da işsizlik %2,4 iken genç işsizlik oranı %3,8’dir.
Tablo 1.
OECD Ülkelerinde Genç İşsizlik ve İşsizlik
Ülkeler |
İşsizlik Oranı |
Genç İşsizlik |
Genç İşsizlik/İşsizlik |
Japonya |
2,4 |
3,8 |
1,6 |
Çek Cumhuriyeti |
2 |
5,6 |
2,8 |
Almanya |
3,1 |
5,8 |
1,9 |
İsrail |
3,8 |
6,7 |
1,8 |
Hollanda |
3,4 |
6,8 |
2,0 |
Meksika |
3,5 |
7,2 |
2,1 |
İsviçre |
4,4 |
8 |
1,8 |
Slovenya |
4,4 |
8,2 |
1,9 |
A.B.D |
3,7 |
8,4 |
2,3 |
Avusturya |
4,5 |
8,5 |
1,9 |
İzlanda |
3,5 |
8,7 |
2,5 |
Norveç |
3,7 |
9,9 |
2,7 |
Polonya |
3,3 |
9,9 |
3,0 |
Danimarka |
5 |
10 |
2,0 |
Güney Kore |
3,8 |
10,4 |
2,7 |
Estonya |
4,4 |
10,8 |
2,5 |
Kanada |
5,7 |
11 |
1,9 |
Birleşik Krallık |
3,7 |
11,1 |
3,0 |
Yeni Zelanda |
4,1 |
11,1 |
2,7 |
Macaristan |
3,4 |
11,4 |
3,4 |
Avustralya |
5,2 |
11,7 |
2,3 |
İrlanda |
5 |
12,4 |
2,5 |
Belçika |
5,4 |
14,3 |
2,6 |
Slovakya |
5,8 |
16,1 |
2,8 |
Finlandiya |
6,7 |
16,9 |
2,5 |
Portekiz |
6,5 |
18,3 |
2,8 |
Fransa |
8,4 |
19,6 |
2,3 |
İsveç |
6,8 |
20,1 |
3,0 |
Türkiye |
13,7 |
25,4 |
1,8 |
İtalya |
10 |
29,2 |
2,9 |
İspanya |
14,1 |
32,6 |
2,3 |
Yunanistan |
17,3 |
35,2 |
2,0 |
Güney Afrika |
28,7 |
57 |
2,0 |
OECD Ortalama |
5,2 |
11,2 |
2,2 |
Kaynak:
OECD İşgücü istatistikleri (https://data.oecd.org/unemp/youth-unemployment-rate.htm,
https://data.oecd.org/unemp/unemployment-rate.htm#indicator-chart,Erişim
tarihi:21.04.2020)
Bu sonuç Japonya’nın
hem işsizlik hem genç işsizlik sorununu çözdüğünü ortaya koymaktadır. Macaristan,
Birleşik Krallık ve Polonya’da işsizlik oranları sırasıyla 3,4 ,3,7 ve 3,3’tür.
Bu oranların tümü OECD ortalaması olan 5,2’nin çok altındadır. Bir başka deyişle
bu ülkelerde işsizlik sorunu çözülmüştür. Fakat genç işsizlik oranları ile
işsizlik oranları karşılaştırıldığında farklı bir durum ortaya çıkmaktadır.
Macaristan, Birleşik Krallık ve Polonya’da genç işsizlik oranları işsizlik
oranlarından sırasıyla 3,4 ,3,0 ve 3,0 kat daha fazladır. Her ne kadar bu
ülkeler işsizlik sorununu çözmüş olsalar da genç işsizlik konusunda aynı şey
söylenemez.
Türkiye ile ilgili
veriler incelendiğinde, işsizlik oranının %13,7 ve genç işsizlik oranının %25,2
olduğu görülmektedir. Genç işsizlik oranı işsizlik oranından 1,8 kat büyüktür. Bu
oranla OECD ülkeleri içinde dördüncüdür ve Japonya, İsrail ve İsviçre’den sonra
gelmektedir. Buradan çıkan sonuç ülkemizin sorununun genç işsizliğe özgü bir
sorun değil istihdam sorunu olduğudur. Şekil 2’de işsizlik ve genç işsizlik
oranları verilmiş ve iki değişken arasındaki korelasyonun %98 olduğu belirtilmişti.
Türkiye’de genç işsizliğe ve işsizliğe neden olan faktörler aynıdır. Türkiye’deki
genç işgücü ve genç işsizliğe ait detaylar tablo 2’de gösterilmiştir.
Tablo 2. Türkiye'de Genç İşgücü ve
İşsizlik Oranı
Genç nüfus
(bin kişi) |
11 667 |
İşgücüne
dahil olmayan (bin kişi) |
6 485 |
İşgücü
(bin kişi) |
5 182 |
İşgücüne
katılma oranı % |
44,4 |
İstihdam
edilenler (bin kişi) |
3 866 |
İstidam
oranı % |
33,1 |
Zamana
bağlı işsizlik (bin kişi) |
54 |
Yetersiz
istihdam (bin kişi) |
182 |
İşsiz (bin
kişi) |
1 317 |
İşsizlik
oranı % |
25,4 |
Tarım dışı
işsizlik % |
28,9 |
Kaynak:
Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007,
Erişim tarihi: 22.04.2020)
Verilere göre
ülkemizdeki toplam genç nüfus 11.667 bin kişi iken iş gücüne katılım %44’tür.
Bir işyerinde istihdam edilmesine rağmen çeşitli nedenlerle çalışamayanların
sayısı 54 bin, haftalık çalışma saatini dolduramayanların sayısı 182 bin
kişidir. İşgücüne dahil olmayan genç sayısının 6.485 bin kişi olmasında temel
sebep gençlerin büyük bölümünün eğitime katılmasıdır. Fakat ne eğitimde ne
işgücünde yer alan gençlerin sayısı gelecek adına problem oluşturmaktadır.
Tablo 3. Ne Eğitimde Ne İstihdamda
Olan Gençler
Mezun olunan okul |
Toplam (bin kişi) |
Ne eğitimde ne işte olanlar (bin kişi) |
Ne eğitimde ne işte olanların oranı % |
Okur yazar
olmayanlar |
197 |
159 |
80,7 |
Lise altı
eğitim alanlar |
6 629 |
1 473 |
22,2 |
Lise mezunu
olanlar |
1 863 |
420 |
22,5 |
Mesleki
veya Teknik Lise Mezunu Olanlar |
1 727 |
534 |
30,9 |
Yüksekokul
mezunu olanlar |
1 250 |
453 |
36,2 |
15-24 yaş
arası nüfus |
11 667 |
3 039 |
26,0 |
Kaynak:
Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007,
Erişim tarihi: 22.04.2020)
Ne eğitimde ne de iş
hayatında olan genç nüfusa ait bilgiler tablo 3’te verilmiştir. Verilere göre
zorunlu eğitime rağmen okur yazar olmayanların sayısı 197 bin kişidir. Ve bu kişilerin
yalnızca %19,3’ü işgücüne dahildir. Yüksekokul mezunu olanların %36,2’si,
meslek lisesi mezunlarının %30,9’u, toplam genç nüfusun ise %26’sı işgücünde ya
da eğitim hayatında değildir. Bu yüksek oran eğitime harcadığımız kaynakların
israf edildiğini ortaya koymaktadır.
Yukarıdaki tabloda
yaklaşık her 4 gençten birinin eğitime ve iş hayatına katılmamayı tercih
ettiğini görüyoruz. Gençlerin neden eğitime devam etmediği sorusuna cevap aramak
için tablo 4’teki verileri incelemek gerekmektedir.
Tablo 4. Mezun Olunan Son Okulun
İş Bulmaya Etkisi
Mezun olunan okul |
Büyük katkısı oldu |
Biraz katkısı oldu |
Çok az katkısı oldu |
Hiç katkısı olmadı |
Lise altı |
5,6 |
8,8 |
11,2 |
74,5 |
Düz lise |
9,7 |
16,8 |
13,2 |
60,4 |
Mesleki veya teknik lise |
23,9 |
17,1 |
11,8 |
47,1 |
Ön lisans |
43,5 |
19,0 |
7,5 |
29,9 |
Lisans ve üzeri |
63,8 |
12,8 |
6,2 |
17,1 |
Toplam |
23,9 |
12,7 |
10,2 |
53,2 |
Kaynak:
Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007,
Erişim tarihi: 22.04.2020)
Verilere göre lisans
mezuniyetinin iş bulmaya yardımcı olduğunu söyleyenlerin oranı %76,6’dır. Ön
lisans mezunlarında bu rakam %62,5’e gerilemektedir. Tablodaki en dikkat çekici
veri liselerle ilgilidir. Meslek lisesi mezunlarının %47’si mezuniyetin iş
bulmakta hiçbir katkısı olmadığını ifade etmektedir. Meslek lisesi diplomasının
iş bulmakta büyük katkısı olduğunu söyleyenlerin oranı ise %23,9’dur. Düz lise
mezunlarından sadece %9,7’si mezuniyetin iş bulmayı kolaylaştırdığını
söylemektedir. Hiçbir katkısı olmadığını söyleyenlerin oranı ise %60,4’tür. Bu
rakamlar açık şekilde eğitim sisteminin iş hayatının ihtiyaç duyduğu
niteliklere göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Tablo 5. Yararlanılan İş Bulma
Kaynakları
Mezuniyet |
Toplam |
Medya ve internet kanalları |
Yakın çevre yardımıyla |
İstihdam ofisleri kanalıyla |
Eğitim kurumları aracılığıyla |
Doğrudan başvuru |
İşverenin doğrudan iletişim kurmasıyla |
Diğer |
Bir okul
bitirmeyen |
397 |
14 |
229 |
6 |
1 |
129 |
13 |
6 |
Lise altı |
3 592 |
221 |
1 860 |
92 |
73 |
1 183 |
147 |
16 |
Genel lise |
1 104 |
99 |
477 |
48 |
11 |
408 |
48 |
12 |
Mesleki
veya teknik lise |
1 355 |
155 |
543 |
64 |
25 |
509 |
49 |
10 |
Ön lisans |
965 |
128 |
317 |
47 |
46 |
365 |
37 |
26 |
Lisans ve üzeri |
2 076 |
334 |
391 |
53 |
261 |
772 |
88 |
177 |
Toplam |
9 489 |
951 |
3
818 |
308 |
417 |
3 365 |
383 |
246 |
Kaynak: Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına
Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007,
Erişim tarihi: 22.04.2020)
İş hayatına uygun
becerilere sahip olmanın yanında uygun işi bulmakta çok önemlidir. Gençler
becerilerine uygun işleri bulmakta zorlanmaktadır ve bu nedenle vasıf
uyuşmazlığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Yukarıdaki tabloda 15-34 yaş arasında
bir işe yerleşen gençlerin bu işi nasıl bulduklarına dair veriler yer
almaktadır.
Tablo 5’deki verilere
göre gençler en çok yakın çevrelerinin yardımıyla bir işe yerleşmiştir.
Doğrudan işverene başvurarak işe yerleşenlerin sayısı ise 3.365 bindir. Eğitim
kurumları aracılığıyla iş bulma oranı %4,3 iken İstihdam ofisleri aracılığıyla
iş bulanların oranı sadece %3,2’dir. Bu veriler açık bir şekilde gençlerin
istihdamında koordinasyon ve rehberlik sorunu olduğunu ortaya koymaktadır.
Tablo 6. Gençlerin Çalıştığı
Meslekler
Meslek Grubu |
Çalışan Kişi % |
Yöneticiler |
0,8 |
Profesyonel meslek mensupları |
5,4 |
Teknisyenler, teknikerler |
5,6 |
Büro hizmeti çalışanları |
8,4 |
Hizmet ve satış elemanları |
26,4 |
Nitelikli tarım, orman ve su işlerinde çalışanlar |
10,0 |
Sanatkârlar |
15,5 |
Tesis ve makine operatörleri |
7,9 |
Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar |
20,0 |
Kaynak:
İslamoğlu, 2019:162
İş hayatına atılan
gençlerin hangi mesleklerde çalıştığına dair bilgiler yukarıdaki tabloda
verilmiştir. Tablo 6’daki verilere göre genç işgücünün %20’si nitelik
gerektirmeyen işlerde çalışmaktadır. Hizmet ve satış elemanı olarak
çalışanların oranı ise %26,4’tür.
Çalışmanın ekonometrik analiz kısmında TÜİK tarafından
belirlenen 26 alt bölge esas alınmıştır. Bu bölgelerin hangi illerden
oluştuğu, çalışmada esas alınan ilk ve son yıldaki işsizlik ve genç
işsizlik oranları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Tablo 7’deki verilere
göre TR33 ve TR63 bölgelerinde 11 yıllık süreçte işsizlik oranı
azalırken genç işsizlik oranı artmıştır. Diğer tüm bölgelerde işsizlik oranları
ile genç işsizlik oranları paralel hareket etmiştir. Aynı zaman diliminde 10
bölgede işsizlik oranı artarken 16 bölgede azalmıştır. Tablodaki verilere
göre 2018 yılı itibariyle en yüksek işsizlik oranı %25 ile Mardin, Batman,
Şırnak ve Siirt’i kapsayan bölgededir. Ayrıca bu bölgede genç işsizlik oranı
%37’dir. En düşük işsizlik oranı %5,1 ile Kastamonu, Çankırı ve Sinop
bölgesindeyken, en düşük genç işsizlik oranı %7,6 ile Ağrı, Kars, Iğdır ve
Ardahan bölgesindedir. Bu veri bize bölgelerin farklı
karakteristik özellikleri olduğunu göstermektedir.
Tablo 7. Alt Bölgelerdeki İşsizlik
ve Genç İşsizlik Oranları
Bölge Bilgileri |
İşsizlik |
Genç işsizlik |
|||
Kod |
Kapsadığı İller |
2008 |
2018 |
2008 |
2018 |
TRA1 |
Erzurum, Erzincan, Bayburt |
6,3 |
7,5 |
13 |
18,2 |
TRA2 |
Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan |
5,6 |
5,3 |
11,7 |
7,6 |
TRB1 |
Malatya, Elâzığ, Bingöl, Tunceli |
14,5 |
8 |
29,6 |
16,9 |
TRB2 |
Van, Muş, Bitlis, Hakkâri |
14,2 |
21,5 |
23,8 |
30,5 |
TRC1 |
Gaziantep, Adıyaman, Kilis |
16,4 |
12,8 |
23,8 |
19,6 |
TRC2 |
Şanlıurfa, Diyarbakır |
14,1 |
18,6 |
18,9 |
23,4 |
TRC3 |
Mardin, Batman, Şırnak, Siirt |
17,4 |
25 |
27,8 |
37 |
TR10 |
İstanbul |
11,2 |
12,5 |
17,8 |
20,1 |
TR21 |
Tekirdağ, Edirne, Kırklareli |
11,2 |
7,5 |
22,2 |
14 |
TR22 |
Balıkesir, Çanakkale |
7,5 |
5,7 |
17,9 |
15,5 |
TR31 |
İzmir |
11,8 |
13,8 |
22,2 |
23,1 |
TR32 |
Aydin, Denizli, Muğla |
10,8 |
6,9 |
19,3 |
14,1 |
TR33 |
Manisa, Afyon, Kütahya, Uşak |
8,3 |
6,8 |
15,9 |
16,4 |
TR41 |
Bursa, Eskişehir, Bilecik |
10,3 |
9 |
19,8 |
16,7 |
TR42 |
Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova |
10,8 |
10,2 |
22,8 |
18,1 |
TR51 |
Ankara |
11,8 |
10,1 |
24,7 |
19,4 |
TR52 |
Konya, Karaman |
10,2 |
5,9 |
20,7 |
12,1 |
TR61 |
Antalya, Isparta, Burdur |
8,9 |
11,6 |
16,4 |
24,1 |
TR62 |
Adana, Mersin |
16,8 |
11,2 |
29,3 |
18,7 |
TR63 |
Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye |
15,8 |
14,1 |
22,7 |
24,9 |
TR71 |
Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir |
10,1 |
10,9 |
24,6 |
25,1 |
TR72 |
Kayseri, Sivas, Yozgat |
11,4 |
13,2 |
24,2 |
27,2 |
TR81 |
Zonguldak, Karabük, Bartın |
6,9 |
8 |
18,8 |
22,4 |
TR82 |
Kastamonu, Çankırı, Sinop |
6,7 |
5,1 |
13,6 |
13,2 |
TR83 |
Samsun, Tokat, Çorum, Amasya |
7,4 |
6,4 |
15,5 |
13,4 |
TR90 |
Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane |
5,8 |
6,2 |
17,7 |
19,5 |
Kaynak: Tüik
işgücü istatistikleri (www.tüik.gov.tr
erişim tarihi: 16.04.2020)
3. Literatür
Taraması
Clark ve Summers (1982)
çalışmalarında genç işsizliğin dinamiklerini incelemişlerdir. İlk olarak genç
işsizlik sorunu işsizlik sorunundan daha büyüktür. Genç işsizlik rakamları
olduğundan daha düşük görünmektedir çünkü gençlerin birçoğu iş aramayı bırakmaktadır
Çondur ve Bölükbaş (2014)
yaptıkları çalışmada; Türkiye’deki işgücü piyasası ile ekonomik büyüme ve
enflasyon arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Gayri safi yurtiçi hasılada ve üretici fiyat
endeksinde meydana gelen değişimlerin genç işsizliği dolaylı olarak etkilediği
bulgusuna ulaşmışlardır. Bölükbaş (2018) 2010 ve 2017 yılları arasında Türkiye’deki
kayıt dışı istihdam, genç işsizlik ve büyüme arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Çalışmalara
göre; kayıt dışı istihdam ve büyüme arasında çift yönlü nedensellik varken
ekonomik büyümeden genç işsizliğe doğru tek yönlü bir nedensellik mevcuttur.
Kabaklarlı ve Gür
(2011)’ün 2005 ile 2010 yılları arasındaki aylık verileri kullanarak yaptıkları
çalışmada johansen eş bütünleşme analizi tercih edilmiştir. Elde edilen
bulgulara göre genç işsizlik oranı ile reel GSYH, reel yatırımlar, enflasyon ve
verimlilik arasında uzun dönemli bir ilişki vardır.
Marelli, Choudhey ve
Sinorelli (2013) gelişmiş ülkelerin otuz yıllık verilerini kullanarak
yaptıkları çalışmadan elde ettikleri ampirik bulgulara göre; ekonomik büyüme,
ekonomik özgürlük, işgücü piyasası reformları genç işsizliği azaltmakta ve aynı
zamanda işgücü piyasasının verimliliğini artırmaktadır.
Dietrich ve Moeller
(2015)’e göre, her ne kadar genç işsizlik beceri eksikliği gibi bireysel
faktörlerden etkilense de ülkelere özgü faktörler genç işsizliği daha çok
etkilemektedir. Ülkelere özgü durumların Avrupa ülkeleri arasındaki genç
işsizlik farklılıklarını açıklamada önemli olduğunu öne sürmüşlerdir. Panel
veri yöntemiyle yapılan ampirik çalışmada, özellikle Akdeniz ülkelerinde işsizlik
ile genç işsizlik arasında yüksek bir korelasyon olduğu, bu nedenle sorunun
temelinde ekonomik büyüme olduğu bulgusuna ulaşmışlardır.
Tomic (2016), 28 Avrupa
ülkesinde 2002 ile 2014 yılları arasında genç işsizliği belirleyen faktörleri
incelemiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, genç işsizlik sadece
makro ekonomik bir sorun değil aynı zamanda yapısal ve kurumsal bir sorundur. Yüksek
kamu borcu ve düşük büyümesi olan ülkelerde genç işsizlik daha belirgindir.
Gözgör ve Pişkin (2011)
2004 ile 2009 yılları arasında bölgelerin dış ticaretten aldıkları pay ile
işsizlik oranı arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Sabit etkili panel veri
analizi kullanılarak yapılan çalışmada, bölgelerin dış ticaret hacmi arttıkça
işsizlik oranının azaldığı bulgusuna ulaşmışlardır.
Polat ve Uslu (2010)’ya
göre imalat sanayisine ait dış ticaret verileri ile işsizlik arasında uzun dönemli
bir ilişkisi yoktur. Fakat kısa dönemde hem ithalatın hem ihracatın istihdamı
pozitif etkilediği bulgusuna ulaşmışlardır.
Hunady ve Pisar
(2016)’a göre; yükseköğrenim işgücü piyasasının gerekliliklerini kapsayan bir
eğitim verilmesi ve bölgesel olarak mezunlar için yeteri düzeyde yatırım
yapılması halinde işsizliği azaltan bir unsur haline gelir. 2002 ile 2014
yılları arasındaki verilerle panel veri yöntemiyle yapılan analize göre
yükseköğretim ile genç işsizlik arasında negatif ilişki vardır.
Özcan, Tepekule ve Kayalıdere
(2016) OECD tarafından düzenlenen PISA testleri ile genç işsizlik arasındaki
ilişkiyi incelemişlerdir. AB ülkelerinde PISA sonuçları yüksek olan ülkelerde
genç işsizliğin daha düşük olduğunu tespit etmişler ve eğitim kalitesi ile genç
işsizlik arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varmışlardır.
4. Ekonometrik
Analiz
Çalışmada tablo 7’de
detayları verilen 26 alt bölge baz alınarak 2008 ile 2018 yılları arasındaki
verilerle panel veri analizi yapılmıştır. Model şu şekilde oluşturulmuştur.
Gunit = β0
+ β1Lgdpit + β2Lexit+ β3Lsanit
+ β4Leducit + β5Lırit + Vit
Modelde yer alan
değişkenlerden;
Gun : Genç
işsizlik oranını,
Lgdp : Dolar cinsinden reel kişi başı gelirin
logaritmasını,
Lex : Dolar cinsinden ihracatın
logaritmasını,
Lsan : Reel sanayi hasılasının logaritmasını,
Leduc : Lisans ve önlisans mezunu genç sayısının
logaritmasını,
Lır : M2
cinsinden ruhsatı verilen inşaat yüzölçümünün logaritmasını
göstermektedir.
Modelin oluşumundan
sonra ilk olarak normallik ve çoklu doğrusal bağlantı testleri yapılmıştır. Test sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Yapılan testler sonucunda kalıntıların normal dağılmadığı ve çoklu doğrusal
bağlantı olmadığı tespit edilmiştir.
Tablo 8. Normallik ve ÇDB Sınaması
|
Normal dağılım |
Çoklu doğrusal |
Hipotez |
Kalıntılar normal dağılmıştır |
Çoklu doğrusal |
Prob/ Vıf değeri |
0,0045 |
6,80 |
Kritik Değer |
0,05 |
10 |
Sonuç |
Kalıntılar normal |
Çdb yoktur. |
Bu aşamadan sonra
modelde birim etkinin varlığı sınanmıştır. Yapılan tüm testlerde birim etki
olduğu anlaşılmış sonuçlar tablo 9’da gösterilmiştir.
Tablo 9. Brim Etkinin Sınanması
|
H0 Hipotezi |
Prob değeri |
Sonuç |
F Testi |
Birim etki yoktur |
0,000 |
Birim etki vardır |
En çok olabilirlik |
Birim etki yoktur |
0,000 |
Birim etki vardır |
LR testi |
Birim etki yoktur |
0,000 |
Birim etki vardır |
ALM testi |
Birim etki yoktur |
0,000 |
Birim etki vardır |
Score testi |
Birim etki yoktur |
0,000 |
Birim etki vardır |
Birim etkinin tespit
edilmesi ile model tahmininde sabit etkiler ya da tesadüfi etkiler
modellerinden hangisinin tercih edileceğini belirlemek için Hausman testi
uygulanmıştır. Yapılan testte varyans ve kovaryans matrisleri arasındaki farkın
pozitif çıkmaması nedeniyle sonuç güvenilir çıkmadığı için dirençli Hausman
testi yapılmıştır. Test sonucunda sabit etkiler modeline karar verilmiştir.
Modelin belirlenmesinin ardından varsayımdan sapma testleri yapılmış sonuçları
tablo 10’da verilmiştir.
Tablo 10. Varsayımdan Sapma Testleri
|
Uygulanan test |
Ho Hipotezi |
Prob değeri |
Kritik değer |
Sonuç |
Heteroskedasite |
Wald testi |
Heteroskedasite yoktur |
0,0000 |
0,05 |
H0 Red |
Otokorelasyon |
Durbin-Watson |
Otokorelasyon yoktur |
1,1273 |
2 |
H0 Red |
Baltagi-Wu |
Otokorelasyon yoktur |
1,2775 |
2 |
H0 Red |
|
Birimler arası |
Pesaran testi |
Birimler arası |
0,0014 |
0,05 |
H0 Red |
Friedman testi |
Birimler arası |
0,6474 |
0,05 |
H0 Red edilemez |
|
Frees testi |
Birimler arası |
0,5690 |
0,3103 |
H0 Red |
Yapılan Wald testi
sonucunda modelde değişen varyans sorunu olduğu anlaşılmıştır. Hem
Durbin-Watson hem de Baltagi-Wu testine göre otokorelasyon vardır. Birimler
arası otokorelasyonun sınanmasında ise, Pesaran ve Frees testlerine göre
otokorelasyon vardır. Friedman testine göre ise birimler arasında otokorelasyon
yoktur. Pesaran ve Frees test sonuçları
tercih edilerek birimler arasında otokorelasyonun varlığı kabul edilmiştir. Bu
durumda sabit etkiler altında üç varsayımdan sapmanın da bulunduğu modeli
tahmin etmek için Driscroll-Kraay standart hatalar modeli tercih edilmiştir.
Tahmine ilişkin bilgiler tablo 11’de verilmiştir.
Tablo 11. Modelin Tahmini
Driscoll-Kraay Standart Hatalar Modeli |
||||
Gözlem sayısı |
286 |
Değişkenler |
Katsayılar |
P>|t| |
Birim sayısı |
26 |
Lgdp |
-17,868 |
0.000 |
F istatistiği |
132,90 |
Leduc |
5,701 |
0.013 |
Prob değeri |
0,0000 |
Lsan |
-7,714 |
0.000 |
R2 değeri |
0,4168 |
Sabit |
235,09 |
0.000 |
Tahmin sonuçlarına göre
model anlamlıdır. Bağımsız değişkenler bağımlı değişkenin %41,68’ini
açıklamaktadır. Bağımsız değişkenlerden inşaat yatırımları ve ihracat anlamsız
çıkmıştır. Kişi başı gelirdeki ve sanayi hasılasındaki %1’er artış genç
işsizliği sırasıyla %0,18 ve %0,08 azaltmaktadır. Yükseköğretim mezunu genç
sayısındaki her %1’lik artış genç işsizliği %0,06 artırmaktadır. Kişi başı
gelirin, sanayi hasılasının ve yükseköğretim mezunu genç sayısının sıfır olma
ihtimali olmadığından sabit parametrenin yorumu iktisaden anlamlı değildir.
Ekonometrik analiz
sonucunda Türkiye’de kişi başı gelir ve sanayi üretimi arttıkça genç işsizliğin
azaldığını, yükseköğretim mezunu genç sayısının arttıkça genç işsizliğin arttığı
yönünde bulgular elde edilmiştir. İnşaat sektörü ve ihracat artışı ile genç
işsizlik arasında bir ilişki bulunamamıştır.
Sonuç
Genç işsizlik sorunu
sadece Türkiye’nin değil dünyadaki birçok ekonominin önemli sorunlarından
birisidir. İşsizlik oranlarının düşük
olduğu birçok OECD ülkesinde, genç işsizlik oranları işsizlik oranlarından 2,5
ila 3,5 kat daha fazladır. Fakat Türkiye’de bu rakam 1,8’dir. 2004 ile 2018
yılları arasındaki süreçte işsizlik ve genç işsizlik arasındaki korelasyon
katsayısı 0,98’dir. Bu durum diğer ülkelerin aksine Türkiye’de genç işsizliğe
ve işsizliğe aynı parametrelerin sebep olduğunu göstermektedir. Ayrıca aynı
dönemde genç işsizlik ve ekonomik büyüme arasındaki korelasyon katsayısı
-0,57’dir. Bu oran büyüme ve genç
işsizliğin birbiriyle önemli bir ilişkiye sahip olduğunu gösteren bir öncü
göstergedir.
TÜİK tarafından
hazırlanan gençlerin işgücü piyasasına giriş istatistikleri genç işsizlik
hakkında çok önemli veriler sunmaktadır. Bu verilere göre Türkiye’deki eğitim
sistemi iş gücü piyasasının niteliklerine uygun içerikten yoksundur. Gençlerin
önemli bir bölümü son mezun olduğu okulun iş bulmakta hiçbir katkı
sağlamadığını söylemektedir. Gençlerin işe yerleşmesinde en önemli araç akraba
ve yakın çevre yönlendirmesi iken eğitim kurumlarının ve istihdam ofislerinin
payı çok düşüktür. Bu durum gençlerin istihdama girişte önemli bir rehberlik
sorunu yaşadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca TÜİK verilerine göre genç
işgücünün çoğunluğu niteliksiz ya da düşük nitelikli işlerde çalışmaktadır. Bu
nedenle gençlerin ürettiği katma değer oldukça düşüktür.
Çalışmaya esas teşkil
eden 26 bölgedeki işsizlik ve genç işsizlik oranları birbirinden oldukça
farklıdır. Bu durum bölgelerin farklı karakteristik özelliklere sahip olduğu
göstermektedir. Yapılan ekonometrik analiz sonucunda inşaat yatırımlarının ve
ihracatın genç işsizliği etkilemeyen bir faktör olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Bu durum gençlerin inşaat sektöründe daha az tercih edilmesiyle ve ihracat
miktarındaki artışın kapasite artışı gerektirmemesiyle ya da mevcut faktörlerin
üretim için yeterli olması ile açıklanabilir. Kişi başı gelirdeki yani
GSYH’deki artış ve sanayi hasılasındaki artış genç işsizliği azaltan iki önemli
faktördür. Çalışmanın en göze çarpan sonucu, yükseköğretim mezunu genç
sayısının artması genç işsizliği artıran bir sebep olduğunun bulgulanmasıdır.
Türkiye’de genç
işsizlik üç makro soruna yol açmaktadır. İlk olarak üretim faktörlerinin
birinden yararlanılamadığı için ekonomi potansiyelinin altında kalmaktadır.
İkinci olarak gelir gider dengesi negatif olan sosyal güvenlik sistemi prim
gelirinden mahrum kalmakta ve açık büyümektedir. Son olarak istihdama
katılamayan gençler gelirden yoksundur ve geçimleri aileleri tarafından sağlanmaktadır.
Bu durum hane halkı tasarruflarının düşük kalmasına neden olmaktadır.
Analiz sonuçlarının da
gösterdiği üzere Türkiye’deki genç işsizlik sorununun temelinde yetersiz
ekonomik büyüme olduğu ortaya çıkmaktadır. Gençlerin işgücü piyasasında daha
kolay yer bulması için sanayi üretimini artıracak politikalar uygulanmalıdır.
Eğitim sisteminin gençlere nitelik kazandırmadığı ve yükseköğretim mezunu
sayısının genç işsizliği artırdığı göz önüne alındığında, eğitim
politikalarının değiştirilmesi gerektiği ortadadır. Ayrıca gençlerin iş gücü
piyasasına girişinde yaşadığı rehberlik sorununu çözülmeli, istihdam
ofislerinin ve eğitim kurumlarının yapısı buna göre uyarlanmalıdır.
KAYNAKÇA
Kitap ve Makaleler
Akgeyik, T. (2012). Üniversite Mezunu Gençler Arasında Vasıf
Formasyonu Sorunu ve İssizlik Olgusu. İstihdamda 3İ Dergisi, 58-60.
Aslantepe, G. (2007). Türkiye’de İşgücü Piyasasının Yapısı ve
Genç İşsizlik. Genç İşsizliği Sempozyumu (s. 53-58). Ankara: TİSK
Akademi.
Bozdağlıoğlu, U. Y. (2008). Türkiye’de İşsizliğin Özellikleri
ve İşsizlikle Mücadele Politikaları. Sosyal Bilimler Dergisi, 45-65.
Bölükbaş, M. (2018). Kayıt Dışı İstihdam ve Genç İşsizlik
Ekonomik Büyüme ile İlişkili Olabilir Mi? Türkiye İçin Ekonometrik Bir Analiz. Sosyal
Güvenlik Dergisi, Cilt:8, Sayı:2, 75-90.
Clark, K. B., & Summers, L. (1978). The Dynamics of Youth
Unemployment." The Youth Labor Market Problem: Its Nature, Causes and
Consequences. NBER Working Paper No. 274 (Also Reprint No. r0284), 199-234.
Çondur, F., & Bölükbaş, M. (2014). Türkiye’de İşgücü
Piyasası ve Genç İşsizlik-Büyüme İlişkisi Üzerine Bir İnceleme. Amme İdaresi
Dergisi, Cilt 47, 77-92.
Dietrich, H., & Moeller, J. (2015). Youth Unemployment in
Europe – Business Cycle and İnstitutional Effects. International Economics
and Economic Policy 13(1), 1-34.
Eğilmez, M. (2019). Ekonominin Temelleri (Kavramlar ve
Kurumlar). İstanbul: Remzi Kitabevi.
Erdayı, A. (2009). Dünyada Genç İşsizliği Sorununun Çözümüne
Yönelik Ulusal Politikalar ve Türkiye. Çalışma ve Toplum Dergisi,
133-161.
Erdayı, U. (2009). Dünyada Genç İşsizliği Sorununun Çözümüne
Yönelik Ulusal Politikalar ve Türkiye. Çalışma ve Toplum, 133-162.
Freeman, R. B. (1979). Why is There A Youth Labor Market
Problem? NBER Working Paper No. 365, 1-34.
Gözgör, G., & Pişkin, A. (2011). İşsizlik ve Dış Ticaret:
Türkiye’deki Bölgeler İçin Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi-Dinamik Panel
Veri Yaklaşımı. İşletme ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt:2, Sayı:3,
121-138.
Güler, B. K. (2006). Çalışma Hayatında Öğrenilmiş
Çaresizlik. Ankara: Liberte Yayınları.
Gündoğan, N. (1999). Genç İşsizliği ve Avrupa Birliği'ne Üye
Ülkelerde Uygulanan Genç İstihdam Politikaları. Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi Dergisi 54-1, 63-79.
Güney, A. (2010). Türkiye’de Geliştirilmiş İşsizlik Oranları.
Çalışma ve Toplum, 239-252.
Hunady, J., & Pisar, P. (2016). Higher Education And
Regional Unemployment: Is There Any Relation Between Them? Conference Paper,
(s. 157-167).
İslamoğlu, E. (2019). Ulusal ve Uluslararası Boyutlarıyla
Genç İşsizliği Sorunu ve Mücadele Politikaları. Sakarya: Sakarya
Yayıncılık.
Kabaklarlı, E., & Gür, M. (1-40). Türkiye’de genç
işsizlik sorunu ve ekonomik belirleyicilerinin uzun dönem eş-bütünleşme
analizi. 14. Uluslararası İktisat Öğrencileri Kongresi (s. 2011). Afyon:
Afyon Kocatepe Üniversitesi.
Karabıyık, İ. (2009). Avantaj ve Dezavantajları İle Genç
İşsizliğinin Değerlendirilmesi. Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Dergisi, 293-320.
Marelli, E., Choudhry, M. T., & Signorelli, M. (2013).
Youth and total unemployment rate: the impact of policies and institutions. Rivista
Internazionale di Scienze Sociali, 2013, vol. 121, issue 1, 63-86.
Murat, S. (1995). Gençlerin İşsizliğine Genel Bir Bakış. Sosyal
Siyaset Konferansları Dergisi, 175-194.
Murat, S., & Şahin, L. (2011a). Gençlerin
İstihdamı/İşsizliği Bakımından Türk Eğitim Sisteminin Değerlendirilmesi. Çalışma
ve Toplum, 93-135.
Murat, S., & Şahin, L. (2011b). Nedenleri ve Sonuçları
Bakımından Gençler Arasında Yaygınlaşan İşsizlik. İstanbul Sosyoloji
Konferans Dergisi, 1-48.
O'Higgins, N. (2005). Trends in the Youth Labour Market in
Developing and Transition Countries. SSRN Electronic Journal, 1-50.
Özcan, P. M., Tepekule, U., & Kayalıdere, G. (2016).
Eğitim Kalitesinin Genç İşsizliği ile İlişkisi: PISA Test Sonuçları Üzerinden
Bir Değerlendirme. Aydın İktisat Fakültesi Dergisi, Cilt:1, Sayı:2,
89-113.
Öztürk, N. (2006). Ekonomide Devletin Değisen Rolü. Amme
Đdare Dergisi Cilt: 39, Sayı: 1, 17-38.
Pirler, B. (2007). Genç İssizliği Sorunu ve Çözüme Yönelik
Politikalar. Genç İşsizliği Sempozyumu (s. 147-156). Ankara: TİSK
Akademi.
Polat, Ö., & Uslu, E. E. (2010). Türkiye İmalat Sanayinde
Dış Ticaretin İstihdam Üzerindeki Etkisi. Gaziantep Üniversitesi Sosyal
Bilimler Dergisi, 489-504.
Savcı, İ. (2007). Genç İşsizliği, Eğitim ve İstihdamda
Sorunlar, Çözüm Arayışları. Tisk Akademi, 87-108.
Taban, S. (2013). İktisadi Büyüme Kavram ve Modeller.
İstanbul: Ekin Yayınevi.
Taban, S., & Kar, M. (2006). Beşeri Sermaye ve Ekonomik
Büyüme:Nedensellik Analizi, 1969-2001. Sosyal Bilimler Dergisi 2006/1,
159-182.
Taşçı, M., & Darıcı, B. (2009). Türkiye’de İşsizliğin
Mikro Veri İle Farklı Tanımlar Altında, Cinsiyet Ayrımına Göre Analizi. Elektronik
Sosyal Bilimler Dergisi, 140-159.
Tomić, I. (2016). What drives youth unemployment in Europe? Radni
materijali Ekonomskog instituta, 5-40.
Unay, C. (2001). Makro Ekonomi 8. Baskı. Bursa: Vipaş
Yayın A.Ş.
Ünsal, E. (1997). Makro İktisat. Ankara: İmaj
Yayıncılık.
Yentürk, N., & Baştürk, C. (2007). Türkiye'de Genç
İşsizliği. İstanbul: Gençlik Çalışmaları Araştırma Birimi Raporu.
Yıldırım, K., Taşdemir, M., Yıldırım, S., & Yıldırım, Z.
(2019). Makro Ekonomi. Ankara: Seçkin Yayıncılık.
Zaim, S. (1997). Çalışma Ekonomisi. İstanbul: Filiz
Kitabevi.
Elektronik
Kaynaklar
Organisation
for Economic Co-operation and Development. (2020, Nisan 24). Unemployment
Statistics. OECD Website: https://data.oecd.org/unemp/unemployment-rate.htm#indicator-chart
adresinden alındı
Organisation for Economic Co-operation and Development.
(2020, Nisan 24). Youth Unemployment Statistics. OECD Website:
https://data.oecd.org/unemp/youth-unemployment-rate.htm adresinden alındı
Schmitt, J. (2012, Nisan). America’s “New Class” A Profile
of the Long-Term Unemployed. New Labor Forum:
https://newlaborforum.cuny.edu/2012/04/08/americas-new-class-a-profile-of-the-long-term-unemployed/
adresinden alındı
Türkiye İstatistik Kurumu. (2020, Nisan 30). Gençlerin
İşgücü Piyasasına Giriş İstatistikleri. Tüik Web Sitesi: www.tuik.com
adresinden alındı
Türkiye İstatistik Kurumu. (2020, Mayı 1). Tüik İşgücü
İstatistikleri. Tüik Web Sitesi: www.tuik.com adresinden alındı
Diğer Kaynaklar
Adıgüzel, M. (2019). Ulaştırma Yatırımlarının Büyümeye
Etkisi: Türkiye Örneği. Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi. Yalova: Yalova Üniversitesi