Türkiye'de Genç İşsizliği Etkileyen Faktörler

Türkiye'de Genç İşsizliği Etkileyen Faktörler

16.08.21
16
Mustafa Adıgüzel
Mustafa Adıgüzel
Tüm Yazılar

TÜRKİYE’DE GENÇ İŞSİZLİĞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Mustafa ADIGÜZEL

Özet

İşsizlik tüm ekonomilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biridir. Genç işsizlik ise, işsizliğin çözümünde ayrıca ele alınması gereken bir problemdir. Bir ekonomide genç işsizlik sorununu ortaya çıkaran beş temel faktör vardır. Bunlar ekonomik konjonktür, demografik yapı, eğitim sistemi, ücret politikaları ve vasıf uyuşmazlığı olarak sıralanmaktadır.

Çalışmada Türkiye’deki genç işsizlik sorunun eksik büyüme kaynaklı olduğu ileri sürülmüştür. Genç işsizliğin durumu incelenmiş ve genç işsizliğe neden olan faktörler analiz edilmiştir. Buna göre Türkiye’de işsizlik ve genç işsizliğe neden olan etkenler aynıdır ve aralarındaki korelasyon katsayısı 0,98’dir. Ekonomik büyüme genç işsizliği önlemede en önemli faktördür ve genç işsizlikle arasındaki korelasyon katsayısı -0,57’dir.

Ekonometrik analizde Tüik tarafından alt bölge olarak kategorize edilen 26 bölge baz alınmıştır. 2008 ile 2018 yılları arasındaki veriler kullanılarak panel veri yöntemiyle analiz yapılmıştır. Ampirik sonuçlara göre ihracatın ve inşaat sektörü yatırımlarının genç işsizlik üzerinde bir etkisi yoktur. Türkiye’deki genç işsizliğin temel sebebi yetersiz büyümedir. Sanayi üretiminin artması genç işsizliği azaltan sebeplerden biridir. Yükseköğrenim mezunu sayısının artması ise genç işsizliği artıran bir sebeptir.

Anahtar Kelimeler: Genç işsizlik, Yetersiz büyüme, Eğitim sistemi, Panel veri analizi

 

GİRİŞ

Bir ürünün ortaya çıkabilmesi için üretim sürecine doğrudan ve dolaylı olarak katkı yapan faktörlere gereksinim vardır. Doğrudan üretim faktörlerini doğal kaynaklar, işgücü, sermaye ve teknoloji olarak sıralayabiliriz. Üretim sürecine dolaylı yoldan katkı sağlayan faktörlere ise beşeri sermaye ve kurumsal yapıyı örnek verebiliriz (Adıgüzel, 2019:13).  Bir ülkenin ekonomik büyümesi o ülkedeki işgücünün sayısı ve niteliği ile yakından ilişkilidir.  Nüfus hem üretimi sağlayan hem de tüketim ve bölüşüm süreçlerinde en aktif rolü alan üretim faktörüdür. (Taban, 2013:275)

Ekonomik sistem tüm üretim faktörlerinden tam olarak yararlanıldığı durumda tam kapasitededir. İşgücü açısından değerlendirildiğinde ise, cari ücret düzeyinden çalışmak isteyen herkesin iş bulabildiği durum tam istihdam olarak tanımlanmaktadır. Gerçek hayatta ekonomide belli bir miktar işsizliğin kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Doğal işsizlik oranı olarak adlandırılan bu oran ülkeden ülkeye değişmektedir (Unay, 2001:345). İşsizlik oranının doğal işsizlik oranından büyük olduğu durumda ise işsizlik sorunu oluşur.

İşsizlik, üretim faktörlerinden birinden yeterince faydalanamamaktır. Bir başka ifadeyle işsizlik, çalışmak isteyen işgücünün çalışma koşullarına sahip olmaması veya çalışabilecek durumda olan kişilerin çalışmayı istememesidir (Bozdağlıoğlu, 2008:47). Tüik’e göre istihdam durumunda bulunmayan kişilerden son dört hafta içerisinde iş arama kanallarından en az birisine başvuru yapmış ve iki hafta içerisinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ile 65 yaş arasındaki kişiler işsizdir.

İşsizlik ülkelerin karşılaştığı en büyük ekonomik sorunlardan biridir. Özellikle teknolojinin çok hızlı gelişmesi mal ve hizmet üretim süreçlerinde çok hızlı değişimlere neden olmaktadır. İşgücünün bu değişimlere hızlı ayak uyduramaması ve nüfus artışı yeterli iş yaratmayı zorlaştırmıştır (Güney, 2010:239).  İşsizlik sadece Türkiye’ye özgü bir sorun değildir. Dünyadaki bütün ekonomiler bu sorunu çözmek için uğraşmaktadır.

İşsizlik sorunu içerisinde genç işsizlik ayrıca incelenmesi gereken bir alandır. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü 15-24 arası kişileri genç olarak tanımlamaktadır. Bu yaş grubundaki işgücünün istihdam edilememesi ise genç işsizlik sorununu oluşturmaktadır. Gençlerin tecrübe eksikliği, piyasada istenilen niteliklere sahip olmaması gibi etmenler genç işsizliği artırmaktadır (Erdayı, 2009:134).

İşgücüne dahil olma bireyin sosyal hayatını en çok etkileyen olgudur. “Çalışma hakkı” bireye ait en önemli toplumsal haklardan biridir. Bu hakkı kullanacak ortamın oluşması başta devlet olmak üzere, toplumu oluşturan tüm unsurlara ait bir yükümlülüktür. Avrupa Birliği ülkeleri, en önemli ekonomik sorunlardan biri olan işsizliğin çözümü için; uzun dönemli işsizlikle birlikte, genç işsizliği önlemeyi de temel politika haline getirmişlerdir (Gündoğan, 1999:64).

Mevcut koşullarda Covid-19 salgını sebebiyle tüm dünyada işsizlik en önemli ekonomik sorun haline gelmiştir. Başta ABD ve Avrupa Ülkeleri olmak üzere tüm ekonomilerin en öncelikli sorunu salgının yarattığı işsizlik ve gelirsizlik sorununu gidermektir. Bu denli büyük bir yapısal kırılmanın (anlamlı) ekonometrik analiz yapmayı zorlaştıracağı kanaatine varılmış ve bu nedenle pandemi öncesi dönem incelenmiştir. Çalışmada genç işsizliğin nedenleri ve Türkiye’de genç işsizliğin yapısı incelenecektir. Türkiye’nin 26 farklı bölgesindeki genç işsizliğin ekonomik büyüme, dış ticaret, sanayi üretimi, inşaat sektörünün durumu ve eğitim durumu ile ilişkisi panel veri yöntemiyle analiz edilecektir.

1. Genç İşsizliğin Nedenleri ve Sonuçları

İşsizlik birçok farklı unsura göre kategorize edilebilir ancak çalışmada işsizliğin gönüllü olup olmamasına göre sınıflandırılmıştır. İşsizlik türleri açık ve gizli işsizlik, iradi ve iradi olmayan işsizlik, friksiyonel işsizlik, yapısal işsizlik ve devrevi işsizlik olarak sıralanabilir.

Açık-Gizli İşsizlik: Açık işsizlik, bir kişinin para kazanmak ve geçimini temin etmek için herhangi bir yerde çalışmamasıdır. Gizli işsizlik ise, bir kişinin açık bir şekilde işsiz olarak görünmemesine rağmen üretime katkısının olmamasıdır (Yıldırım ve diğerleri, 2019:404). Bir işyerinde belli sayıda işgücü azalmasına rağmen üretimde bir azalma olmuyorsa o işyerinde gizli işsizlik söz konusudur.

İradi ve Gayriiradi İşsizlik: Bir işçi cari ücret düzeyinden çalışmayı reddettiği durumda gönüllü olarak işsiz kabul edilir. İşsizliğin nedeni kişinin kendi seçimlerinden kaynaklanmıyorsa irade dışı işsizlik söz konusudur. İş arayışında bulunan kişiler daha düşük ücret düzeyine razı olmalarına rağmen iş bulamamaktadırlar. Birey için reddettiği ücretin faydası, boş vakit olarak geçireceği sürenin faydasından daha azdır. İrade dışı işsizlikte ise piyasada oluşan ücret kabul edilmesine rağmen iş bulunamamaktadır. Bu durumun nedeni piyasadaki iş sayısının, işgücü sayısından daha az olmasıdır (Yıldırım ve diğerleri, 2019:405).

Friksiyonel İşsizlik: İşgücü piyasasındaki hareketlilikten kaynaklanan, emek arz ve talebinin dengede olduğu durumlarda bile oluşan işsizlik türüdür (Zaim, 1997:179).

Yapısal İşsizlik: İşgücünün gerek nitelik gerekse coğrafi bakımdan talep değişimlerine ve teknolojik gelişmelere anında uyum sağlayamamasından kaynaklanan işsizlik türüdür. Diğer bir adı uyumsuzluk (mismatch) işsizliği olan yapısal işsizliğin, tıpkı geçici işsizlik gibi ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ancak işgücünün gelişen teknolojiye göre yeni beceriler kazanması sağlanarak etkileri hafifletilebilir (Ünsal, 2007:92).

Devrevi İşsizlik: Konjonktürel ve mevsimlik işsizlik olmak üzere iki türü vardır. Tarım gibi sektörlerde iktisadi faaliyetler yılın bir döneminde fazla bir döneminde azdır. Faaliyetlerin az olduğu dönemde ortaya mevsimlik işsizlik çıkar. Ekonominin daralma ve genişleme dönemlerinde işgücü talebi farklıdır. Daralma döneminde ortaya çıkan işsizlik türü konjonktürel işsizlik olarak adlandırılır (Yıldırım ve diğerleri, 2019:407).

1.a. Genç İşsizliğin Nedenleri

15-24 yaş aralığında olan kişilerden cari ücret düzeyinde iş arayıp bulamayan kişilerin genç işsiz olarak tanımlanmıştı. Freeman (1979) genç işsizliği açıklamada talep odaklı ve arz odaklı iki karşıt görüş olduğunu öne sürmüştür. Talep görüşüne göre kümelenmiş ekonomik yapılar genç nüfus için iş kıstı oluşmaktadır. Asgari ücretler nedeniyle düşük nitelikli işlerin sayısı azalır. Geçici ve yüksek ücretli işler gençleri cezbeder. İşverenlerin tecrübeli çalışan istemesi genç istihdama olan talebi azaltır. Ayrıca gençler kayıt dışı işlerden daha yüksek gelir sağlamaktadır. Arz yönlü görüşe göre genç çalışanlar istikrarlı değildir ve cari ücret seviyesi nedeniyle çalışmamayı tercih ederler. Gençler işin gerektirdiği eğitim ve nitelikten yoksundur. Ayrıca nüfus artışı yaratılan iş miktarından çok fazladır.

Genç işsizliğin nedenlerini mikro ve makro nedenler olarak iki kısımda inceleyebiliriz. Gençlerin çalışma tercihleri, ilk kez işbaşı yapacak olanların beklentileri, etnik köken ve kişisel yetenek gibi bazı özellikler mikro nedenleri oluşturur. (Murat ve Şahin, 2011a:54). Makro sebeplere ise eksik büyüme, yetersiz eğitim ve mobilite gibi örnekler verebiliriz (Taşcı ve Darıcı, 2009:140).

1.a.1. Ekonomik Büyüme

Genç nüfus bir ülkenin en verimli ve en hareketli nüfus grubunu oluşturur. Bu nedenle genç işsizlik önemli bir potansiyel kaybı ve beşeri sermayenin boşa gitmesi anlamına gelir. Ve tabi ki bu durum ekonomiyi olumsuz etkiler (Erdayı, 2009:135). Schmitt (2012)’e göre, işsizlik süresinin uzaması bir müddet sonra yoksulluk yaratır. İşsiz bireylerde boşanma oranlarının, psikolojik rahatsızlıkların daha yüksek olduğu görülmüştür ve süre uzadıkça karşılaşılan olumsuzlukların şiddeti de artmaktadır.

Keynes’e göre; işsizlik piyasa ekonomisinin doğasında vardır ve tam istihdama ancak istisna durumunda ulaşılır çünkü bu sorunun nedeni ekonomide oluşan talep yetersizliğidir. Toplam talepte oluşan düşüş bir süre sonra üretimde azalma meydana getirecek ve nihayetinde işgücü talebinde bir azalma oluşacaktır fakat bu azalma genç işsizlikte daha yüksek oranlarda yaşanmaktadır (Murat ve Şahin, 2011a:44).

Ekonomik konjonktür genç işsizliği etkileyen bir başka unsurdur. Gençler işgücü piyasasının yeni üyeleridir ve deneyimleri görece daha azdır. Ekonominin daralma döneminde işsizlik oranları artarken genç işsizlik oranları daha fazla artmaktadır. Bunun nedeni piyasadaki işsiz sayısının fazla olması ve işverenin daha nitelikli eleman çalıştırmayı tercih etmesidir. Bu durumda becerisi ve niteliği genelde daha az olan genç işgücünün işsiz kalması daha muhtemeldir (Öztürk, 2012:48).

Türkiye’de 2004 ile 2018 yılları arasında büyüme ve genç işsizliğe ait veriler şekil 1 de gösterilmiştir. Bu iki veri arasındaki korelasyon katsayısı -0,57 olarak hesaplanmıştır. Ve bu katsayı iki değişken arasında orta düzeyde bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

Şekil 1. Büyüme ve Genç İşsizlik

Kaynak: Tüik işgücü ve GSYH istatistikleri (www.tüik.gov.tr erişim tarihi: 16.04.2020)

           

1.a.2. Demografik Yapı

Demografik yapı ile işsizlik arasındaki ilişki literatürde hep incelenmiş, özellikle cinsiyet ve yaş çok çalışılmıştır. Türkiye gibi gelişen ekonomilerde ortalama ömür daha kısa ve doğum oranları daha yüksek olduğu için geniş bir genç işgücü vardır (Murat, 1995: 185).

Genç işsizliğe neden olan bir diğer demografik unsur yaştır. Gençlerin işverenin aradığı tecrübe ve niteliğe sahip olmaması tercih edilmeme sebeplerindendir. Ayrıca yüksek öğrenim gören gençler niteliklerine uygun işlerde çalışmayı isterler ve niteliklerine uymayan işlerde çalışmaktansa iş aramayı tercih ederler.

Şekil 2. İşsizlik ve Genç İşsizlik Oranları

 Kaynak: Tüik işgücü statistikleri (www.tüik.gov.tr erişim tarihi: 16.04.2020)

 

Sonuç olarak gençler hem belirli yetkinliğe ulaşamadığı hem de sadece teorik bilgiye sahip olduğu için iş bulma sorunu yaşamaktadır (Murat, 1995:187).

Şekil 2’de Türkiye’de işsizlik ve genç işsizlik oranları verilmiştir. İki değişken arasındaki korelasyon katsayısı 0,98’dir. Bu kadar güçlü bir katsayı her iki değişkenin de aynı parametrelere bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Fakat 16 yıllık işsizlik oranının ortalaması %10,88 iken genç işsizlikte bu oran %20,26’dır. Bu durum yaş faktörünün istihdamda önemli bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır.

Şekil 3. Genç İşsizlikte Erkek ve Kadınlar Arasındaki Fark

Kaynak: Tüik işgücü istatistikleri (www.tüik.gov.tr erişim tarihi: 16.04.2020)

Şekil 3’te erkek ve kadın genç işsizlik oranları gösterilmiştir. 2004 ile 2009 yılları arası cinsiyet eşitsizliğinin daha az olduğu bir dönemdir, hatta 2009 yılında erkek işsizlik oranı kadın işsizliğinden daha fazladır. 16 yıllık ortalamada ise kadın işsizlik oranı %22,67 iken erkek işsizliğinde bu rakam %18,95’tir. Şekil 3’te de görüldüğü üzere genç işsizlik oranları cinsiyet açısından incelendiğinde kadınların işsizlik oranı daha yüksektir.

1.a.3. Eğitim Sistemi

Genel olarak genç nüfusun eğitim alma amaçlarından birisi, yaşamın gelecek aşamalarında beklentilerini karşılayacak bir iş sahibi olmaktır. Bu nedenle alınacak eğitimin niteliği çok önemlidir. Eğitim sisteminin kalitesi sadece bireyler için değil ülke için de çok önemlidir. Eğitim sisteminin kalitesi arttıkça bilgi ve beceri de o denli artmakta, bu artışta işgücünün ekonomik performansını ve ülkelerin gelişmişliğini pozitif etkilemektedir (Murat ve Şahin, 2011b:23).

Ülkemizde 15-24 yaş arası işgücünde oluşan istihdam kaybını önlemek amacıyla Avrupa Birliği programı olan “Avrupa İstihdam Stratejisi” benimsenmiştir. Avrupa Komisyonu, işsizliğin uzun süreli olması durumunda kalıcı hale geldiğini ve yoksulluk oluşturduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle genç işsizliği önlemek adına başta eğitim olmak üzere aktif istihdam politikaları uygulanması gerektiği belirlenmiştir (Savcı 2007:99).

Şekil 4. Farklı Eğitim Seviyelerinde İşsizlik Oranları

Kaynak: Tüik işgücü istatistikleri (www.tüik.gov.tr erişim tarihi: 16.04.2020)

Sayın (2011)’a göre Türkiye’de eğitim seviyesinin artması ile genç işsizlik arasında etkin bir ilişki yoktur. Bu durumun temel sebebi, eğitim seviyesi artmasına rağmen eğitimin sanayi ve hizmetler gibi iş kollarının ihtiyaç duyduğu içerikten yoksun olması ve kalite sorunudur. Şekil 4’te 2019 yılının tüm işgücüne ait, farklı eğitim seviyelerindeki işsizlik oranları verilmiştir. Buna göre işgücüne dahil olan gruplar arasında okur yazar olmayanlar %9,2 ile en düşük işsizlik oranına sahip olan gruptur. Bu grubu %13,2 ile lise altı eğitim düzeyine sahip kesim takip etmektedir. Diğer üç grup içinde ise yüksek öğretim mezunlarının işsizlik oranı daha düşüktür.

Beşeri sermaye iki yolla oluşur; bunlardan birincisi nitelikli eğitimken diğeri yaparak öğrenmedir (Taban ve Kar, 2006:163). Yukarıda bahsedilen ilk iki grubun iş akış süreçlerinde yaparak öğrendiği bu nedenle işsizlik oranının düşük olduğu tahmin edilmektedir. Mesleki ve teknik lise mezunlarının diğer lise mezunlarına göre daha kolay iş bulması, iş kollarının ihtiyaç duyduğu eğitim içeriğine daha fazla sahip olmasıyla ilişkilidir. Fakat her durumda ortaöğretim ve altı eğitimde iş akışı süresince yaparak öğrenme metoduyla kazanılan becerinin, eğitim metoduyla kazanılan beceriden daha nitelikli olduğu ortadadır.

1.a.4. Ücret Politikaları

Kişinin kendisinin ve ailesinin gıda, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını insanca gidermesini sağlayacak minimum ücret asgari ücret olarak tanımlanmaktadır (Eğilmez,2019:46). Asgari ücret uygulaması genç işsizliğe neden olan bir etmen olarak görülmektedir. Fakat bu durum yetişkin işgücünün genç işgücü ile kesin bir şekilde ikame olması durumunda geçerlidir. ABD, İngiltere, Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde asgari ücret uygulamasının genç istihdamını etkilemediği fakat Fransa’da istihdamın olumsuz etkilendiğini ortaya koyan çalışmalar yapılmıştır (Karabıyık, 2009: 301).

Yetişkin işgücü ve genç işgücünün farklı nitelikleri olması durumunda ücret politikaları istihdam kaybı yaratmaz. Böyle bir durumda iki farklı emek unsuru birbirlerini tamamlayacakları için hem genç işgücü ücreti hem de yetişkin iş gücü ücreti istihdamı olumsuz etkilemez (O’Higgins, 1997:20).

 

 

1.a.5. Vasıf Uyuşmazlığı ve İşgücü Piyasasına Giriş

Her ne kadar eğitim almış ve teorik bilgiyle donanmış olsa da yetişkin işgücününsahip olduğu uygulama becerilerinden yoksundur. Türkiye gibi ülkelerde, işgücünün büyük bölümü kurumsal kapasitesi düşük ve imkanları kısıtlı Kobilerde çalışır. Bu nedenle bu işletmeler yeni personeli eğitmek için çaba harcamak istemezler (Murat ve Şahin, 2011b:32).

Genç işsizliğin büyük bölümünü emek piyasasına ilk kez girecek gençler oluşturmaktadır. Bir eğitim programından yeni mezun olmuş gençlerin piyasa tarafından istenilen niteliklere sahip olmaması, deneyimsizlik, farklı ücret beklentileri işsizliğe sebep olmaktadır. Ayrıca rehberlik ve danışmanlık yapması gereken kurumların yetersiz oluşu sorunun çözümünü güçleştirmektedir (Yentürk ve Başlevent, 2007:10).

2000’li yıllardan itibaren birçok ülkede, yüksek eğitim almış kişilerin becerilerine uygun iş üretme sorunu ortaya çıkmıştır. Emek piyasasında oluşan talep yetersizliği sorunun temelini oluşturmaktadır. Yetersiz talebi aşan eğitimli işgücü arzı genç işsizliği artırmakta ve gençleri becerilerinin dışındaki işlerde çalışmaya yöneltmekte ayrıca büyük bir kaynak israfına yol açmaktadır.

1.b. Genç İşsizliğin Sonuçları

Tüm ülkeler, genç işgücüne niteliklerine ve beklentilerine uygun iş yaratmakta zorlanmaktadır. Emek piyasasına başarılı bir giriş yapısı oluşturmak, ekonominin kalkınması ve gelecekteki refahı için çok önemlidir. Dünyadaki genç işgücü toplam işgücünün %25’ini oluşturmasına rağmen, toplam işsizliğin %44’ünü genç işsizlik oluşturmaktadır (Aslantepe, 2007:54).

Genç işsizliğin yol açtığı sonuçlar ekonomik ve sosyal olarak iki başlıkta değerlendirilmektedir.

1.b.1 Genç İşsizliğin Ekonomik Sonuçları

Genç işsizlik hem mikro hem de makro ekonomik sorunlar doğurur.  Mikro sorunların başında bireylerin uğradığı ekonomik kayıplar gelmektedir. İşsizlik süresinin uzaması yoksulluğa, yoksulluk ise psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Makro olarak iki esas sonuç ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi üretime katılmayan iş gücü eksik istihdam ortaya çıkarmakta ve ekonomi potansiyelinin altında kalmaktadır. İkincisi ise özellikle Türkiye gibi sosyal güvenlik sistemi finansman sorunu yaşayan ülkelerde prim kaybı ortaya çıkmaktadır (Taşçı ve Darıcı, 2009:140).

Genç işsizliğin maliyeti oldukça yüksektir. Gençlerin nitelikli bir şekilde yetişebilmesi için eğitime büyük harcamalar yapılmaktadır. TÜİK 2019 işgücü istatistiklerine göre 15-24 yaş arasındaki yüksek öğrenim mezunu gençlerin %26,2’si istihdamda ya da eğitimde yer almamaktadır. Eğitim süreçlerini tamamlayan bu bireylerin işgücüne katılamaması kaynakların önemli bir kısmının israfı anlamına gelmektedir.  Ayrıca işsizler aileleri tarafından finanse edilmekte bu sebeple de hane halkı tasarrufları düşük seviyelerde kalmaktadır (Pirler, 2007:148).

1.b.2. Genç İşsizliğin Sosyal Sonuçları

Genç işsizliğin uzun süreli hale gelmesi bireylerde birçok psikolojik sorunlara neden olur.  Bu sorunları şu şekilde sıralayabiliriz (Güler, 2006:370).

Ø  Özgüven kaybı.

Ø  Yetkinlik kaybı.

Ø  Hayattan sıkılma.

Ø  Depresyona meyil.

Ø  Stres düzeyinde artış.

Ø  Sosyal uyumsuzluk.

Ø  Sağlık sorunları.

Ø  Toplumdan kopukluk ve içe kapanma.

Ø  Özsaygının yitirilmesi.

Ø  İntihara meyil.

Yaşanması muhtemel bu psikolojik sorunlar toplumsal bir soruna dönüşmektedir. Bunların başında iş aramaktan vazgeçme yer alır (Pirler, 2007:148).  TÜİK 2019 işgücü istatistiklerine göre 15-24 yaş arasındaki gençlerin %26’sı ne okulda ne de iş hayatındadır.

Yaşanan işsizlik süreci gençlerin toplumsal yaşama katılmasını engeller. İş hayatına dahil olmak aynı zamanda bir statü elde etmek demektir. Bir başka deyişle işsizlik sonucunda gençler sadece maddi bir gelirden yoksun kalmaz, aynı zamanda iş hayatında edineceği deneyimlerin kendisine kazandıracağı sosyal hayattan da mahrum kalır (Gündoğan, 1999:70). Ayrıca işsiz kalınan sürenin uzaması madde kullanımının ve intihar oranlarının yükselmesine sebep olabilmektedir (Güler, 2006:376).

2. Türkiye’de Genç İşsizliğin Durumu

Genç işsizlik sadece ülkemiz için değil dünyadaki tüm ülkeler için önemli bir ekonomik sorundur. Aşağıdaki tabloda Litvanya ve Letonya hariç OECD ülkelerinin işsizlik ve genç işsizlik oranları verilmiştir.

Tablodaki verilere göre Türkiye OECD ülkeleri arasında en fazla genç işsizliğe sahip 5. ülke iken, en fazla işsizliğe sahip 4. ülkedir.  Bazı ülkelerde işsizlik ve genç işsizlik oranları paraleldir. Bu ülkelerin genç işsizlik oranı işsizlik oranına bölündüğünde daha düşük oranlar çıkmaktadır. Örneğin Japonya’da işsizlik %2,4 iken genç işsizlik oranı %3,8’dir.

Tablo 1. OECD Ülkelerinde Genç İşsizlik ve İşsizlik

Ülkeler

İşsizlik Oranı

Genç İşsizlik
 Oranı

Genç İşsizlik/İşsizlik

Japonya

2,4

3,8

1,6

Çek Cumhuriyeti

2

5,6

2,8

Almanya

3,1

5,8

1,9

İsrail

3,8

6,7

1,8

Hollanda

3,4

6,8

2,0

Meksika

3,5

7,2

2,1

İsviçre

4,4

8

1,8

Slovenya

4,4

8,2

1,9

A.B.D

3,7

8,4

2,3

Avusturya

4,5

8,5

1,9

İzlanda

3,5

8,7

2,5

Norveç

3,7

9,9

2,7

Polonya

3,3

9,9

3,0

Danimarka

5

10

2,0

Güney Kore

3,8

10,4

2,7

Estonya

4,4

10,8

2,5

Kanada

5,7

11

1,9

Birleşik Krallık

3,7

11,1

3,0

Yeni Zelanda

4,1

11,1

2,7

Macaristan

3,4

11,4

3,4

Avustralya

5,2

11,7

2,3

İrlanda

5

12,4

2,5

Belçika

5,4

14,3

2,6

Slovakya

5,8

16,1

2,8

Finlandiya

6,7

16,9

2,5

Portekiz

6,5

18,3

2,8

Fransa

8,4

19,6

2,3

İsveç

6,8

20,1

3,0

Türkiye

13,7

25,4

1,8

İtalya

10

29,2

2,9

İspanya

14,1

32,6

2,3

Yunanistan

17,3

35,2

2,0

Güney Afrika

28,7

57

2,0

OECD Ortalama

5,2

11,2

2,2

Kaynak: OECD İşgücü istatistikleri (https://data.oecd.org/unemp/youth-unemployment-rate.htm, https://data.oecd.org/unemp/unemployment-rate.htm#indicator-chart,Erişim tarihi:21.04.2020)

 

Bu sonuç Japonya’nın hem işsizlik hem genç işsizlik sorununu çözdüğünü ortaya koymaktadır. Macaristan, Birleşik Krallık ve Polonya’da işsizlik oranları sırasıyla 3,4 ,3,7 ve 3,3’tür. Bu oranların tümü OECD ortalaması olan 5,2’nin çok altındadır. Bir başka deyişle bu ülkelerde işsizlik sorunu çözülmüştür. Fakat genç işsizlik oranları ile işsizlik oranları karşılaştırıldığında farklı bir durum ortaya çıkmaktadır. Macaristan, Birleşik Krallık ve Polonya’da genç işsizlik oranları işsizlik oranlarından sırasıyla 3,4 ,3,0 ve 3,0 kat daha fazladır. Her ne kadar bu ülkeler işsizlik sorununu çözmüş olsalar da genç işsizlik konusunda aynı şey söylenemez.

Türkiye ile ilgili veriler incelendiğinde, işsizlik oranının %13,7 ve genç işsizlik oranının %25,2 olduğu görülmektedir. Genç işsizlik oranı işsizlik oranından 1,8 kat büyüktür. Bu oranla OECD ülkeleri içinde dördüncüdür ve Japonya, İsrail ve İsviçre’den sonra gelmektedir. Buradan çıkan sonuç ülkemizin sorununun genç işsizliğe özgü bir sorun değil istihdam sorunu olduğudur. Şekil 2’de işsizlik ve genç işsizlik oranları verilmiş ve iki değişken arasındaki korelasyonun %98 olduğu belirtilmişti. Türkiye’de genç işsizliğe ve işsizliğe neden olan faktörler aynıdır. Türkiye’deki genç işgücü ve genç işsizliğe ait detaylar tablo 2’de gösterilmiştir.

Tablo 2. Türkiye'de Genç İşgücü ve İşsizlik Oranı

Genç nüfus (bin kişi)

11 667

İşgücüne dahil olmayan (bin kişi)

6 485

İşgücü (bin kişi)

5 182

İşgücüne katılma oranı %

44,4

İstihdam edilenler (bin kişi)

3 866

İstidam oranı %

33,1

Zamana bağlı işsizlik (bin kişi)

 54

Yetersiz istihdam (bin kişi)

 182

İşsiz (bin kişi)

1 317

İşsizlik oranı %

25,4

Tarım dışı işsizlik %

28,9

Kaynak: Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007, Erişim tarihi: 22.04.2020)

 

Verilere göre ülkemizdeki toplam genç nüfus 11.667 bin kişi iken iş gücüne katılım %44’tür. Bir işyerinde istihdam edilmesine rağmen çeşitli nedenlerle çalışamayanların sayısı 54 bin, haftalık çalışma saatini dolduramayanların sayısı 182 bin kişidir. İşgücüne dahil olmayan genç sayısının 6.485 bin kişi olmasında temel sebep gençlerin büyük bölümünün eğitime katılmasıdır. Fakat ne eğitimde ne işgücünde yer alan gençlerin sayısı gelecek adına problem oluşturmaktadır.

Tablo 3. Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan Gençler

Mezun olunan okul

Toplam (bin kişi)

Ne eğitimde ne işte olanlar (bin kişi)

Ne eğitimde ne işte olanların oranı %

Okur yazar olmayanlar

  197

  159

80,7

Lise altı eğitim alanlar

 6 629

 1 473

22,2

Lise mezunu olanlar

 1 863

  420

22,5

Mesleki veya Teknik Lise Mezunu Olanlar

 1 727

  534

30,9

Yüksekokul mezunu olanlar

 1 250

  453

36,2

15-24 yaş arası nüfus

 11 667

 3 039

26,0

Kaynak: Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007, Erişim tarihi: 22.04.2020)

 

Ne eğitimde ne de iş hayatında olan genç nüfusa ait bilgiler tablo 3’te verilmiştir. Verilere göre zorunlu eğitime rağmen okur yazar olmayanların sayısı 197 bin kişidir. Ve bu kişilerin yalnızca %19,3’ü işgücüne dahildir. Yüksekokul mezunu olanların %36,2’si, meslek lisesi mezunlarının %30,9’u, toplam genç nüfusun ise %26’sı işgücünde ya da eğitim hayatında değildir. Bu yüksek oran eğitime harcadığımız kaynakların israf edildiğini ortaya koymaktadır.

Yukarıdaki tabloda yaklaşık her 4 gençten birinin eğitime ve iş hayatına katılmamayı tercih ettiğini görüyoruz. Gençlerin neden eğitime devam etmediği sorusuna cevap aramak için tablo 4’teki verileri incelemek gerekmektedir.

Tablo 4. Mezun Olunan Son Okulun İş Bulmaya Etkisi

Mezun olunan okul

Büyük katkısı oldu

Biraz katkısı oldu

Çok az katkısı oldu

Hiç katkısı olmadı

Lise altı

5,6

8,8

11,2

74,5

Düz lise

9,7

16,8

13,2

60,4

Mesleki veya teknik lise

23,9

17,1

11,8

47,1

Ön lisans

43,5

19,0

7,5

29,9

Lisans ve üzeri

63,8

12,8

6,2

17,1

Toplam

23,9

12,7

10,2

53,2

Kaynak: Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007, Erişim tarihi: 22.04.2020)

 

Verilere göre lisans mezuniyetinin iş bulmaya yardımcı olduğunu söyleyenlerin oranı %76,6’dır. Ön lisans mezunlarında bu rakam %62,5’e gerilemektedir. Tablodaki en dikkat çekici veri liselerle ilgilidir. Meslek lisesi mezunlarının %47’si mezuniyetin iş bulmakta hiçbir katkısı olmadığını ifade etmektedir. Meslek lisesi diplomasının iş bulmakta büyük katkısı olduğunu söyleyenlerin oranı ise %23,9’dur. Düz lise mezunlarından sadece %9,7’si mezuniyetin iş bulmayı kolaylaştırdığını söylemektedir. Hiçbir katkısı olmadığını söyleyenlerin oranı ise %60,4’tür. Bu rakamlar açık şekilde eğitim sisteminin iş hayatının ihtiyaç duyduğu niteliklere göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Tablo 5. Yararlanılan İş Bulma Kaynakları

Mezuniyet

Toplam

Medya ve internet kanalları

Yakın çevre yardımıyla

İstihdam ofisleri kanalıyla

Eğitim kurumları aracılığıyla

Doğrudan başvuru

İşverenin doğrudan iletişim kurmasıyla

Diğer

Bir okul bitirmeyen

  397

  14

  229

  6

  1

  129

  13

  6

Lise altı

 3 592

  221

 1 860

  92

  73

 1 183

  147

  16

Genel lise

 1 104

  99

  477

  48

  11

  408

  48

  12

Mesleki veya teknik lise

 1 355

  155

  543

  64

  25

  509

  49

  10

Ön lisans

  965

  128

  317

  47

  46

  365

  37

  26

Lisans ve üzeri

 2 076

  334

  391

  53

  261

  772

  88

  177

Toplam

 9 489

  951

 3 818

  308

  417

 3 365

  383

  246

Kaynak: Tüik Gençlerin İşgücü Piyasasına Geçişi Araştırmaları (http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1007, Erişim tarihi: 22.04.2020)

 

İş hayatına uygun becerilere sahip olmanın yanında uygun işi bulmakta çok önemlidir. Gençler becerilerine uygun işleri bulmakta zorlanmaktadır ve bu nedenle vasıf uyuşmazlığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Yukarıdaki tabloda 15-34 yaş arasında bir işe yerleşen gençlerin bu işi nasıl bulduklarına dair veriler yer almaktadır.

Tablo 5’deki verilere göre gençler en çok yakın çevrelerinin yardımıyla bir işe yerleşmiştir. Doğrudan işverene başvurarak işe yerleşenlerin sayısı ise 3.365 bindir. Eğitim kurumları aracılığıyla iş bulma oranı %4,3 iken İstihdam ofisleri aracılığıyla iş bulanların oranı sadece %3,2’dir. Bu veriler açık bir şekilde gençlerin istihdamında koordinasyon ve rehberlik sorunu olduğunu ortaya koymaktadır.

Tablo 6. Gençlerin Çalıştığı Meslekler

Meslek Grubu

Çalışan Kişi %

Yöneticiler

0,8

Profesyonel meslek mensupları

5,4

Teknisyenler, teknikerler

5,6

Büro hizmeti çalışanları

8,4

Hizmet ve satış elemanları

26,4

Nitelikli tarım, orman ve su işlerinde çalışanlar

10,0

Sanatkârlar

15,5

Tesis ve makine operatörleri

7,9

Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar

20,0

Kaynak: İslamoğlu, 2019:162

 

İş hayatına atılan gençlerin hangi mesleklerde çalıştığına dair bilgiler yukarıdaki tabloda verilmiştir. Tablo 6’daki verilere göre genç işgücünün %20’si nitelik gerektirmeyen işlerde çalışmaktadır. Hizmet ve satış elemanı olarak çalışanların oranı ise %26,4’tür.

Çalışmanın ekonometrik analiz kısmında TÜİK tarafından belirlenen 26 alt bölge esas alınmıştır. Bu bölgelerin hangi illerden oluştuğu, çalışmada esas alınan ilk ve son yıldaki işsizlik ve genç işsizlik oranları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Tablo 7’deki verilere göre TR33 ve TR63 bölgelerinde 11 yıllık süreçte işsizlik oranı azalırken genç işsizlik oranı artmıştır. Diğer tüm bölgelerde işsizlik oranları ile genç işsizlik oranları paralel hareket etmiştir. Aynı zaman diliminde 10 bölgede işsizlik oranı artarken 16 bölgede azalmıştır. Tablodaki verilere göre 2018 yılı itibariyle en yüksek işsizlik oranı %25 ile Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’i kapsayan bölgededir. Ayrıca bu bölgede genç işsizlik oranı %37’dir. En düşük işsizlik oranı %5,1 ile Kastamonu, Çankırı ve Sinop bölgesindeyken, en düşük genç işsizlik oranı %7,6 ile Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan bölgesindedir. Bu veri bize bölgelerin farklı karakteristik özellikleri olduğunu göstermektedir.  

Tablo 7. Alt Bölgelerdeki İşsizlik ve Genç İşsizlik Oranları

Bölge Bilgileri

İşsizlik

Genç işsizlik

Kod

Kapsadığı İller

2008

2018

2008

2018

TRA1

Erzurum, Erzincan, Bayburt

6,3

7,5

13

18,2

TRA2

Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan

5,6

5,3

11,7

7,6

TRB1

Malatya, Elâzığ, Bingöl, Tunceli

14,5

8

29,6

16,9

TRB2

Van, Muş, Bitlis, Hakkâri

14,2

21,5

23,8

30,5

TRC1

Gaziantep, Adıyaman, Kilis

16,4

12,8

23,8

19,6

TRC2

Şanlıurfa, Diyarbakır

14,1

18,6

18,9

23,4

TRC3

Mardin, Batman, Şırnak, Siirt

17,4

25

27,8

37

TR10

İstanbul

11,2

12,5

17,8

20,1

TR21

Tekirdağ, Edirne, Kırklareli

11,2

7,5

22,2

14

TR22

Balıkesir, Çanakkale

7,5

5,7

17,9

15,5

TR31

İzmir

11,8

13,8

22,2

23,1

TR32

Aydin, Denizli, Muğla

10,8

6,9

19,3

14,1

TR33

Manisa, Afyon, Kütahya, Uşak

8,3

6,8

15,9

16,4

TR41

Bursa, Eskişehir, Bilecik

10,3

9

19,8

16,7

TR42

Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova

10,8

10,2

22,8

18,1

TR51

Ankara

11,8

10,1

24,7

19,4

TR52

Konya, Karaman

10,2

5,9

20,7

12,1

TR61

Antalya, Isparta, Burdur

8,9

11,6

16,4

24,1

TR62

Adana, Mersin

16,8

11,2

29,3

18,7

TR63

Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye

15,8

14,1

22,7

24,9

TR71

Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir

10,1

10,9

24,6

25,1

TR72

Kayseri, Sivas, Yozgat

11,4

13,2

24,2

27,2

TR81

Zonguldak, Karabük, Bartın

6,9

8

18,8

22,4

TR82

Kastamonu, Çankırı, Sinop

6,7

5,1

13,6

13,2

TR83

Samsun, Tokat, Çorum, Amasya

7,4

6,4

15,5

13,4

TR90

Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane

5,8

6,2

17,7

19,5

Kaynak: Tüik işgücü istatistikleri (www.tüik.gov.tr erişim tarihi: 16.04.2020)

3. Literatür Taraması

Clark ve Summers (1982) çalışmalarında genç işsizliğin dinamiklerini incelemişlerdir. İlk olarak genç işsizlik sorunu işsizlik sorunundan daha büyüktür. Genç işsizlik rakamları olduğundan daha düşük görünmektedir çünkü gençlerin birçoğu iş aramayı bırakmaktadır

Çondur ve Bölükbaş (2014) yaptıkları çalışmada; Türkiye’deki işgücü piyasası ile ekonomik büyüme ve enflasyon arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir.  Gayri safi yurtiçi hasılada ve üretici fiyat endeksinde meydana gelen değişimlerin genç işsizliği dolaylı olarak etkilediği bulgusuna ulaşmışlardır. Bölükbaş (2018) 2010 ve 2017 yılları arasında Türkiye’deki kayıt dışı istihdam, genç işsizlik ve büyüme arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Çalışmalara göre; kayıt dışı istihdam ve büyüme arasında çift yönlü nedensellik varken ekonomik büyümeden genç işsizliğe doğru tek yönlü bir nedensellik mevcuttur.

Kabaklarlı ve Gür (2011)’ün 2005 ile 2010 yılları arasındaki aylık verileri kullanarak yaptıkları çalışmada johansen eş bütünleşme analizi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre genç işsizlik oranı ile reel GSYH, reel yatırımlar, enflasyon ve verimlilik arasında uzun dönemli bir ilişki vardır.

Marelli, Choudhey ve Sinorelli (2013) gelişmiş ülkelerin otuz yıllık verilerini kullanarak yaptıkları çalışmadan elde ettikleri ampirik bulgulara göre; ekonomik büyüme, ekonomik özgürlük, işgücü piyasası reformları genç işsizliği azaltmakta ve aynı zamanda işgücü piyasasının verimliliğini artırmaktadır.

Dietrich ve Moeller (2015)’e göre, her ne kadar genç işsizlik beceri eksikliği gibi bireysel faktörlerden etkilense de ülkelere özgü faktörler genç işsizliği daha çok etkilemektedir. Ülkelere özgü durumların Avrupa ülkeleri arasındaki genç işsizlik farklılıklarını açıklamada önemli olduğunu öne sürmüşlerdir. Panel veri yöntemiyle yapılan ampirik çalışmada, özellikle Akdeniz ülkelerinde işsizlik ile genç işsizlik arasında yüksek bir korelasyon olduğu, bu nedenle sorunun temelinde ekonomik büyüme olduğu bulgusuna ulaşmışlardır.

Tomic (2016), 28 Avrupa ülkesinde 2002 ile 2014 yılları arasında genç işsizliği belirleyen faktörleri incelemiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, genç işsizlik sadece makro ekonomik bir sorun değil aynı zamanda yapısal ve kurumsal bir sorundur. Yüksek kamu borcu ve düşük büyümesi olan ülkelerde genç işsizlik daha belirgindir.

Gözgör ve Pişkin (2011) 2004 ile 2009 yılları arasında bölgelerin dış ticaretten aldıkları pay ile işsizlik oranı arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Sabit etkili panel veri analizi kullanılarak yapılan çalışmada, bölgelerin dış ticaret hacmi arttıkça işsizlik oranının azaldığı bulgusuna ulaşmışlardır.

Polat ve Uslu (2010)’ya göre imalat sanayisine ait dış ticaret verileri ile işsizlik arasında uzun dönemli bir ilişkisi yoktur. Fakat kısa dönemde hem ithalatın hem ihracatın istihdamı pozitif etkilediği bulgusuna ulaşmışlardır.

Hunady ve Pisar (2016)’a göre; yükseköğrenim işgücü piyasasının gerekliliklerini kapsayan bir eğitim verilmesi ve bölgesel olarak mezunlar için yeteri düzeyde yatırım yapılması halinde işsizliği azaltan bir unsur haline gelir. 2002 ile 2014 yılları arasındaki verilerle panel veri yöntemiyle yapılan analize göre yükseköğretim ile genç işsizlik arasında negatif ilişki vardır.

Özcan, Tepekule ve Kayalıdere (2016) OECD tarafından düzenlenen PISA testleri ile genç işsizlik arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. AB ülkelerinde PISA sonuçları yüksek olan ülkelerde genç işsizliğin daha düşük olduğunu tespit etmişler ve eğitim kalitesi ile genç işsizlik arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varmışlardır.

4. Ekonometrik Analiz

Çalışmada tablo 7’de detayları verilen 26 alt bölge baz alınarak 2008 ile 2018 yılları arasındaki verilerle panel veri analizi yapılmıştır. Model şu şekilde oluşturulmuştur.

Gunit = β0 + β1Lgdpit + β2Lexit+ β3Lsanit + β4Leducit + β5Lırit + Vit

Modelde yer alan değişkenlerden;

Gun    : Genç işsizlik oranını,

Lgdp   : Dolar cinsinden reel kişi başı gelirin logaritmasını,

Lex      : Dolar cinsinden ihracatın logaritmasını,

Lsan    : Reel sanayi hasılasının logaritmasını,

Leduc  : Lisans ve önlisans mezunu genç sayısının logaritmasını,

Lır   : M2 cinsinden ruhsatı verilen inşaat yüzölçümünün logaritmasını göstermektedir.

Modelin oluşumundan sonra ilk olarak normallik ve çoklu doğrusal bağlantı testleri yapılmıştır.  Test sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Yapılan testler sonucunda kalıntıların normal dağılmadığı ve çoklu doğrusal bağlantı olmadığı tespit edilmiştir.

Tablo 8. Normallik ve ÇDB Sınaması

 

Normal dağılım
 sınaması

Çoklu doğrusal
 bağlantı sınaması

Hipotez

Kalıntılar normal dağılmıştır

Çoklu doğrusal
 bağlantı yoktur

Prob/ Vıf değeri

0,0045

6,80

Kritik Değer

0,05

10

Sonuç

Kalıntılar normal
 dağılmamıştır.

Çdb yoktur.

 

Bu aşamadan sonra modelde birim etkinin varlığı sınanmıştır. Yapılan tüm testlerde birim etki olduğu anlaşılmış sonuçlar tablo 9’da gösterilmiştir.

Tablo 9. Brim Etkinin Sınanması

 

H0 Hipotezi

Prob değeri

Sonuç

F Testi

Birim etki yoktur

0,000

Birim etki vardır

En çok olabilirlik

Birim etki yoktur

0,000

Birim etki vardır

LR testi

Birim etki yoktur

0,000

Birim etki vardır

ALM testi

Birim etki yoktur

0,000

Birim etki vardır

Score testi

Birim etki yoktur

0,000

Birim etki vardır

 

Birim etkinin tespit edilmesi ile model tahmininde sabit etkiler ya da tesadüfi etkiler modellerinden hangisinin tercih edileceğini belirlemek için Hausman testi uygulanmıştır. Yapılan testte varyans ve kovaryans matrisleri arasındaki farkın pozitif çıkmaması nedeniyle sonuç güvenilir çıkmadığı için dirençli Hausman testi yapılmıştır. Test sonucunda sabit etkiler modeline karar verilmiştir. Modelin belirlenmesinin ardından varsayımdan sapma testleri yapılmış sonuçları tablo 10’da verilmiştir.

Tablo 10. Varsayımdan Sapma Testleri

 

Uygulanan test

Ho Hipotezi

Prob değeri

Kritik değer

Sonuç

Heteroskedasite

Wald testi

Heteroskedasite yoktur

0,0000

0,05

H0 Red

Otokorelasyon

Durbin-Watson

Otokorelasyon yoktur

1,1273

2

H0 Red

Baltagi-Wu

Otokorelasyon yoktur

1,2775

2

H0 Red

Birimler arası
otokorelasyon

Pesaran testi

Birimler arası
otokorelasyon yoktur

0,0014

0,05

H0 Red

Friedman testi

Birimler arası
otokorelasyon yoktur

0,6474

0,05

H0 Red edilemez

Frees testi

Birimler arası
otokorelasyon yoktur

0,5690

0,3103

H0 Red

 

Yapılan Wald testi sonucunda modelde değişen varyans sorunu olduğu anlaşılmıştır. Hem Durbin-Watson hem de Baltagi-Wu testine göre otokorelasyon vardır. Birimler arası otokorelasyonun sınanmasında ise, Pesaran ve Frees testlerine göre otokorelasyon vardır. Friedman testine göre ise birimler arasında otokorelasyon yoktur.  Pesaran ve Frees test sonuçları tercih edilerek birimler arasında otokorelasyonun varlığı kabul edilmiştir. Bu durumda sabit etkiler altında üç varsayımdan sapmanın da bulunduğu modeli tahmin etmek için Driscroll-Kraay standart hatalar modeli tercih edilmiştir. Tahmine ilişkin bilgiler tablo 11’de verilmiştir.

Tablo 11. Modelin Tahmini

Driscoll-Kraay Standart Hatalar Modeli

Gözlem sayısı

286

Değişkenler

Katsayılar

P>|t|

Birim sayısı

26

Lgdp

-17,868

0.000

F istatistiği

132,90

Leduc

5,701

0.013

Prob değeri

0,0000

Lsan

-7,714

0.000

R2 değeri

0,4168

Sabit

235,09

0.000

 

Tahmin sonuçlarına göre model anlamlıdır. Bağımsız değişkenler bağımlı değişkenin %41,68’ini açıklamaktadır. Bağımsız değişkenlerden inşaat yatırımları ve ihracat anlamsız çıkmıştır. Kişi başı gelirdeki ve sanayi hasılasındaki %1’er artış genç işsizliği sırasıyla %0,18 ve %0,08 azaltmaktadır. Yükseköğretim mezunu genç sayısındaki her %1’lik artış genç işsizliği %0,06 artırmaktadır. Kişi başı gelirin, sanayi hasılasının ve yükseköğretim mezunu genç sayısının sıfır olma ihtimali olmadığından sabit parametrenin yorumu iktisaden anlamlı değildir.

Ekonometrik analiz sonucunda Türkiye’de kişi başı gelir ve sanayi üretimi arttıkça genç işsizliğin azaldığını, yükseköğretim mezunu genç sayısının arttıkça genç işsizliğin arttığı yönünde bulgular elde edilmiştir. İnşaat sektörü ve ihracat artışı ile genç işsizlik arasında bir ilişki bulunamamıştır.

Sonuç

Genç işsizlik sorunu sadece Türkiye’nin değil dünyadaki birçok ekonominin önemli sorunlarından birisidir.  İşsizlik oranlarının düşük olduğu birçok OECD ülkesinde, genç işsizlik oranları işsizlik oranlarından 2,5 ila 3,5 kat daha fazladır. Fakat Türkiye’de bu rakam 1,8’dir. 2004 ile 2018 yılları arasındaki süreçte işsizlik ve genç işsizlik arasındaki korelasyon katsayısı 0,98’dir. Bu durum diğer ülkelerin aksine Türkiye’de genç işsizliğe ve işsizliğe aynı parametrelerin sebep olduğunu göstermektedir. Ayrıca aynı dönemde genç işsizlik ve ekonomik büyüme arasındaki korelasyon katsayısı -0,57’dir.  Bu oran büyüme ve genç işsizliğin birbiriyle önemli bir ilişkiye sahip olduğunu gösteren bir öncü göstergedir.

TÜİK tarafından hazırlanan gençlerin işgücü piyasasına giriş istatistikleri genç işsizlik hakkında çok önemli veriler sunmaktadır. Bu verilere göre Türkiye’deki eğitim sistemi iş gücü piyasasının niteliklerine uygun içerikten yoksundur. Gençlerin önemli bir bölümü son mezun olduğu okulun iş bulmakta hiçbir katkı sağlamadığını söylemektedir. Gençlerin işe yerleşmesinde en önemli araç akraba ve yakın çevre yönlendirmesi iken eğitim kurumlarının ve istihdam ofislerinin payı çok düşüktür. Bu durum gençlerin istihdama girişte önemli bir rehberlik sorunu yaşadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca TÜİK verilerine göre genç işgücünün çoğunluğu niteliksiz ya da düşük nitelikli işlerde çalışmaktadır. Bu nedenle gençlerin ürettiği katma değer oldukça düşüktür.

Çalışmaya esas teşkil eden 26 bölgedeki işsizlik ve genç işsizlik oranları birbirinden oldukça farklıdır. Bu durum bölgelerin farklı karakteristik özelliklere sahip olduğu göstermektedir. Yapılan ekonometrik analiz sonucunda inşaat yatırımlarının ve ihracatın genç işsizliği etkilemeyen bir faktör olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu durum gençlerin inşaat sektöründe daha az tercih edilmesiyle ve ihracat miktarındaki artışın kapasite artışı gerektirmemesiyle ya da mevcut faktörlerin üretim için yeterli olması ile açıklanabilir. Kişi başı gelirdeki yani GSYH’deki artış ve sanayi hasılasındaki artış genç işsizliği azaltan iki önemli faktördür. Çalışmanın en göze çarpan sonucu, yükseköğretim mezunu genç sayısının artması genç işsizliği artıran bir sebep olduğunun bulgulanmasıdır.

Türkiye’de genç işsizlik üç makro soruna yol açmaktadır. İlk olarak üretim faktörlerinin birinden yararlanılamadığı için ekonomi potansiyelinin altında kalmaktadır. İkinci olarak gelir gider dengesi negatif olan sosyal güvenlik sistemi prim gelirinden mahrum kalmakta ve açık büyümektedir. Son olarak istihdama katılamayan gençler gelirden yoksundur ve geçimleri aileleri tarafından sağlanmaktadır. Bu durum hane halkı tasarruflarının düşük kalmasına neden olmaktadır.

Analiz sonuçlarının da gösterdiği üzere Türkiye’deki genç işsizlik sorununun temelinde yetersiz ekonomik büyüme olduğu ortaya çıkmaktadır. Gençlerin işgücü piyasasında daha kolay yer bulması için sanayi üretimini artıracak politikalar uygulanmalıdır. Eğitim sisteminin gençlere nitelik kazandırmadığı ve yükseköğretim mezunu sayısının genç işsizliği artırdığı göz önüne alındığında, eğitim politikalarının değiştirilmesi gerektiği ortadadır. Ayrıca gençlerin iş gücü piyasasına girişinde yaşadığı rehberlik sorununu çözülmeli, istihdam ofislerinin ve eğitim kurumlarının yapısı buna göre uyarlanmalıdır.


 

 

KAYNAKÇA

Kitap ve Makaleler           

Akgeyik, T. (2012). Üniversite Mezunu Gençler Arasında Vasıf Formasyonu Sorunu ve İssizlik Olgusu. İstihdamda 3İ Dergisi, 58-60.

Aslantepe, G. (2007). Türkiye’de İşgücü Piyasasının Yapısı ve Genç İşsizlik. Genç İşsizliği Sempozyumu (s. 53-58). Ankara: TİSK Akademi.

Bozdağlıoğlu, U. Y. (2008). Türkiye’de İşsizliğin Özellikleri ve İşsizlikle Mücadele Politikaları. Sosyal Bilimler Dergisi, 45-65.

Bölükbaş, M. (2018). Kayıt Dışı İstihdam ve Genç İşsizlik Ekonomik Büyüme ile İlişkili Olabilir Mi? Türkiye İçin Ekonometrik Bir Analiz. Sosyal Güvenlik Dergisi, Cilt:8, Sayı:2, 75-90.

Clark, K. B., & Summers, L. (1978). The Dynamics of Youth Unemployment." The Youth Labor Market Problem: Its Nature, Causes and Consequences. NBER Working Paper No. 274 (Also Reprint No. r0284), 199-234.

Çondur, F., & Bölükbaş, M. (2014). Türkiye’de İşgücü Piyasası ve Genç İşsizlik-Büyüme İlişkisi Üzerine Bir İnceleme. Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47, 77-92.

Dietrich, H., & Moeller, J. (2015). Youth Unemployment in Europe – Business Cycle and İnstitutional Effects. International Economics and Economic Policy 13(1), 1-34.

Eğilmez, M. (2019). Ekonominin Temelleri (Kavramlar ve Kurumlar). İstanbul: Remzi Kitabevi.

Erdayı, A. (2009). Dünyada Genç İşsizliği Sorununun Çözümüne Yönelik Ulusal Politikalar ve Türkiye. Çalışma ve Toplum Dergisi, 133-161.

Erdayı, U. (2009). Dünyada Genç İşsizliği Sorununun Çözümüne Yönelik Ulusal Politikalar ve Türkiye. Çalışma ve Toplum, 133-162.

Freeman, R. B. (1979). Why is There A Youth Labor Market Problem? NBER Working Paper No. 365, 1-34.

Gözgör, G., & Pişkin, A. (2011). İşsizlik ve Dış Ticaret: Türkiye’deki Bölgeler İçin Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi-Dinamik Panel Veri Yaklaşımı. İşletme ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt:2, Sayı:3, 121-138.

Güler, B. K. (2006). Çalışma Hayatında Öğrenilmiş Çaresizlik. Ankara: Liberte Yayınları.

Gündoğan, N. (1999). Genç İşsizliği ve Avrupa Birliği'ne Üye Ülkelerde Uygulanan Genç İstihdam Politikaları. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi 54-1, 63-79.

Güney, A. (2010). Türkiye’de Geliştirilmiş İşsizlik Oranları. Çalışma ve Toplum, 239-252.

Hunady, J., & Pisar, P. (2016). Higher Education And Regional Unemployment: Is There Any Relation Between Them? Conference Paper, (s. 157-167).

İslamoğlu, E. (2019). Ulusal ve Uluslararası Boyutlarıyla Genç İşsizliği Sorunu ve Mücadele Politikaları. Sakarya: Sakarya Yayıncılık.

Kabaklarlı, E., & Gür, M. (1-40). Türkiye’de genç işsizlik sorunu ve ekonomik belirleyicilerinin uzun dönem eş-bütünleşme analizi. 14. Uluslararası İktisat Öğrencileri Kongresi (s. 2011). Afyon: Afyon Kocatepe Üniversitesi.

Karabıyık, İ. (2009). Avantaj ve Dezavantajları İle Genç İşsizliğinin Değerlendirilmesi. Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 293-320.

Marelli, E., Choudhry, M. T., & Signorelli, M. (2013). Youth and total unemployment rate: the impact of policies and institutions. Rivista Internazionale di Scienze Sociali, 2013, vol. 121, issue 1, 63-86.

Murat, S. (1995). Gençlerin İşsizliğine Genel Bir Bakış. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, 175-194.

Murat, S., & Şahin, L. (2011a). Gençlerin İstihdamı/İşsizliği Bakımından Türk Eğitim Sisteminin Değerlendirilmesi. Çalışma ve Toplum, 93-135.

Murat, S., & Şahin, L. (2011b). Nedenleri ve Sonuçları Bakımından Gençler Arasında Yaygınlaşan İşsizlik. İstanbul Sosyoloji Konferans Dergisi, 1-48.

O'Higgins, N. (2005). Trends in the Youth Labour Market in Developing and Transition Countries. SSRN Electronic Journal, 1-50.

Özcan, P. M., Tepekule, U., & Kayalıdere, G. (2016). Eğitim Kalitesinin Genç İşsizliği ile İlişkisi: PISA Test Sonuçları Üzerinden Bir Değerlendirme. Aydın İktisat Fakültesi Dergisi, Cilt:1, Sayı:2, 89-113.

Öztürk, N. (2006). Ekonomide Devletin Değisen Rolü. Amme Đdare Dergisi Cilt: 39, Sayı: 1, 17-38.

Pirler, B. (2007). Genç İssizliği Sorunu ve Çözüme Yönelik Politikalar. Genç İşsizliği Sempozyumu (s. 147-156). Ankara: TİSK Akademi.

Polat, Ö., & Uslu, E. E. (2010). Türkiye İmalat Sanayinde Dış Ticaretin İstihdam Üzerindeki Etkisi. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 489-504.

Savcı, İ. (2007). Genç İşsizliği, Eğitim ve İstihdamda Sorunlar, Çözüm Arayışları. Tisk Akademi, 87-108.

Taban, S. (2013). İktisadi Büyüme Kavram ve Modeller. İstanbul: Ekin Yayınevi.

Taban, S., & Kar, M. (2006). Beşeri Sermaye ve Ekonomik Büyüme:Nedensellik Analizi, 1969-2001. Sosyal Bilimler Dergisi 2006/1, 159-182.

Taşçı, M., & Darıcı, B. (2009). Türkiye’de İşsizliğin Mikro Veri İle Farklı Tanımlar Altında, Cinsiyet Ayrımına Göre Analizi. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 140-159.

Tomić, I. (2016). What drives youth unemployment in Europe? Radni materijali Ekonomskog instituta, 5-40.

Unay, C. (2001). Makro Ekonomi 8. Baskı. Bursa: Vipaş Yayın A.Ş.

Ünsal, E. (1997). Makro İktisat. Ankara: İmaj Yayıncılık.

Yentürk, N., & Baştürk, C. (2007). Türkiye'de Genç İşsizliği. İstanbul: Gençlik Çalışmaları Araştırma Birimi Raporu.

Yıldırım, K., Taşdemir, M., Yıldırım, S., & Yıldırım, Z. (2019). Makro Ekonomi. Ankara: Seçkin Yayıncılık.

Zaim, S. (1997). Çalışma Ekonomisi. İstanbul: Filiz Kitabevi.

Elektronik Kaynaklar

Organisation for Economic Co-operation and Development. (2020, Nisan 24). Unemployment Statistics. OECD Website: https://data.oecd.org/unemp/unemployment-rate.htm#indicator-chart adresinden alındı

Organisation for Economic Co-operation and Development. (2020, Nisan 24). Youth Unemployment Statistics. OECD Website: https://data.oecd.org/unemp/youth-unemployment-rate.htm adresinden alındı

Schmitt, J. (2012, Nisan). America’s “New Class” A Profile of the Long-Term Unemployed. New Labor Forum: https://newlaborforum.cuny.edu/2012/04/08/americas-new-class-a-profile-of-the-long-term-unemployed/ adresinden alındı

Türkiye İstatistik Kurumu. (2020, Nisan 30). Gençlerin İşgücü Piyasasına Giriş İstatistikleri. Tüik Web Sitesi: www.tuik.com adresinden alındı

Türkiye İstatistik Kurumu. (2020, Mayı 1). Tüik İşgücü İstatistikleri. Tüik Web Sitesi: www.tuik.com adresinden alındı

Diğer Kaynaklar

Adıgüzel, M. (2019). Ulaştırma Yatırımlarının Büyümeye Etkisi: Türkiye Örneği. Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi. Yalova: Yalova Üniversitesi